5 Ağustos 2016 Cuma

BERLIN

Kaç kez  gittiğimi anımsamıyorum. Fakat Berlin benim şehrim, çok iyi geliyor. Vizeleri yenilemek , Waldbühne’de Berlin filarmoninin yaz konserini izlemek ve güzel bir hafta sonu geçirmek için THY den bulunan 3 kişi gidiş dönüş 1250 TL lük biletler çok uygundu.  Kızım Berlin'de yüksek lisans hazırlığı yapan  kuzeninde kalacak. Biz de uygun bir daire kiraladık. 3 gece 180 Euro.

Sürekli Almanya'dan vize almamın ve Berlin'e sık gitmemin yararın vizede gördük . Son vize!erimiz 2 yıllıktı. Bu başvurumuzda sağ olsunlar 4 er yıllık uygun görmüşler:))

24 Haziran sabah 09:15 te kalkan uçağımızın yarısı boştu. Rahat bir uçuşla Berlin'e indiğimizde bizi güzel bir hava karşıladı. İner inmez günlük ulaşım biletlerimizi aldık. Kişi başı 7 euro. Kızımız Doğa bizden ayrıldı. Kuzeni ile buluşmak üzere Alexanderplatz’a giden otobüse bindi ve biz arkasından el salladık. 16 yaşında ve çok iyi bilmediği bu şehirde otobüsün arkasından bakarken içim biraz sıkıldı. 
Kızımı yalnız gönderiyor olmaktan değil, içim aynı güveni ülkemizde hissetmemekten sıkıldı.

Dairemiz havaalanına yakın,Moabit bölgesinde olduğu için ulaşım çabuk oldu. U9 üzerindeki Birkenstrase metro durağı eve oldukça yakın. Berlin dünyanın en iyi toplu taşıma ağına sahip. Aynı biletle tüm araçlara binebiliyorsunuz ve ulaşım ağı şehre çok iyi yayılmış.

Daireye yerleşip köşedeki marketten mutfak alışverişimizi tamamladık. Bize üç gün yetecek alışverişimiz 31 euro tuttu.

Akşam 4 e doğru dışarı çıktık. Berlin bu mevsimde çok güzel. Ihlamur ağaçlarının kokusu tüm şehri sarmış. İnsanlar cıvıl cıvıl. Oranienplatz da biraz takıldıktan sonra yürüyerek Tarık ile buluşacağımız Hermanplatz’daki Yunan restoranına gittik. To Steki adındaki mekan basit salaş ama oldukça hoş bir aile işletmesi. Güzel bir bahçesi var. Tarık bizden önce gelmiş. Gölge bir masaya kurulduk.

Tarık'ın iki arkadaşının da katılımı ile burada akşam 9 a dek oturduk. Mekan çok da ucuz. Örnek olması babından… bir ot mezesi, bol miktarda grek salatası, kalamar, gümüşbalığı, zeytin-turşu bir porsiyon sosis ve şiş sayamayacağımız kadar küçük su ve en az sekiz-on adet yarım şişelik reçineli şarap için ödenen para 65 euro.

Buradan yürüyerek Narr Bar’a geçtik. Sokaklarda tüm kafeler dolu. Ortalık cıvıl cıvıl . Narr Bar da oldukça kalabalıktı. Ahmet abi her zamanki gibi karizmatik. Dışarıya ses düzeni kurulmuş. Meğer Yaşar Kurt konseri varmış. Türkiye'de oldukça tanınan sanatçı burada bir masada sıradan bir müşteri gibi rahat bir şekilde oturuyordu.

Hava çok geç kararıyor gece 22:00 de hala alacakaranlıktı. Yorulmuşuz. Gece yarısına doğru kalktık.

İnternet buldukça doğa ile yazıştık ama bizi pek iplemiyor :))

Sabah kahvesinden sonra  sabah 8:00 de markete gidip taze brotçin aldım.

Güzel doyurucu bir kahvaltıdan sonra 9:00 da dışarı çıktık. Hava oldukça sıcak. Keyfe keder biraz dolaştıktan sonra Gemaldegalerie ye geçtik. 

Giriş 10 euro. Son derece büyük, Hakkını vererek gezsen bir gün geçirmen gerekecek galeriden biz 3 saatte çıktık. En önemli koleksiyonlar Rambrant ve Dürer denebilir.

Kreuzberg’e geçtik. Belki de dünYanın en multi-culti mahallesi. Küçük İstanbul. Niyetimiz kızları tavukçu Henne’ ye götürmekti ama akşam 6 da açıldığını öğrenince vazgeçtik. 

Kreuzberg merkezindeki Kotbuser Tor metro çıkışında buluşma kararı almıştık. Karşısına bir cafeye oturup bir şeyler içtik. Yanımıza oturan çiftle biraz sohbet ettik. Farnkfurtta yaşayan akademisyen bir çift. Berlin’e bir konferansa gelmişler.

Kızlar biraz geç geldi. Hep beraber bir dönerciye oturduk. Berlin en güzel döneri yiyeceğini şehirlerin başında gelir. İyi pizzacılar nasıl newyork ta ise iyi dönerciler de Berlin'de.
Dördümüz yaklaşık 25 Euro'ya karnımızı doyurduktan sonra kızlar bizi terk etti.

Oranien str üzerinde ciddi bir hazırlık vardı. Küçük bir sahne kurulmuş, sokağın her iki tarafındaki dükkanlar önlerine stant açmış. Hazırlıkları sorduğumuzda eşcinsellerin yürüyüşü olduğunu söylediler. Şanslıyız. Son derece renkli bu yürüyüşe daha önce de rastlamıştık. Akşam üzeri başlayacağı afişlerde yazıyordu.

Türkiye’de bir hafta önce yapılması planlanan benzer yürüyüş milliyetçilerin ve devletin tepkisi nedeni ile yapılamadı. Oranienplatz’ dan başlayan yürüyüşe uzun süre eşlik ederek bol bol fotoğraf çektik. 

Yürüyüş kortejinin kumanda arabasında sık sık Türkçe pop çalması enteresandı. Güzergahtaki Türk esnaf dükkanlarına gökkuşağı bayrağı asıp bira satıyordu ve görebildiğim kadarı ile bu esnaf Türkiye’de aynı yürüyüşü yapmaya kalkanları sopalayacak tiplere çok benziyordu :))

Bu arada Berlin'de avukatlık yapan arkadaşım Serdar arayınca yürüyüşten ayrılıp Kreuzberg merkezde buluştuk. Biraz iş güç biraz yaşam üzerime çene yorulduktan sonra ufak bir yürüyüşle Narr Bar’a geçtik.

Tarık oradaydı. Kızı İrlanda'ya taşınacağı için arkadaşları ile toplanmış. Biz dışarıda geç saatlere dek hep beraber sohbet ettikten sonra gece yarısına doğru dağıldık.

Avrupa’da genelde Pazar günü bir çok yer kapalıdır. Sabah kahvaltı sonrasında Pazar günü açık olduğunu öğrendiğimiz bir marketten çikolata vs. almak için Ostkreuz istasyonuna gittik. İki gündür ciddi sıcaktı. Bugün hava süper. Sıcaklık 24-25 derece civarında. Nefes alınabiliyor. Alışveriş sonrası biraz dinlendik.

Öğleden sonra tekrar dışarı çıktık. Evdeki soğuk biralardan iki tanesini Tiergarten park ta içmek için yanımıza aldık. Fakat o da ne….Almanya'nın Avrupa kupasında çeyrek finale kalma maçı dolayısı ile Brandenburg kapısına dev ekran kurulmuş ve parkın etrafı da kapatılmış. Ne yapalım Berlin’de güzel yer çok. Biraları nehir kenarında bir bankta götürdük.

Oturduğumuz yer Checkpoint Charlie’ye oldukça yakındı. Yıllar önce çektiğim fotoların aynılarını çekmek için ziyarete gittik. Oradan duvara geçtik. 

Duvarın bir bölümüne Suriye savaşını anlatan etkileyici harap insan ve şehir fotoğrafları koymuşlar. Savaşın ne kadar insanlıktan uzak korkunç bir şey olduğunu anlatan bu fotolar batıda gösterdiği etkiyi doğuda göstermiyor sanırım. Metro istasyonuna yakın Urfalı bir gencin çalıştığı büfede karnımızı doyurduktan sonra siyaset, kürt meselesi ve Almanya üzerine sohbeti ikram edilen demleme çaylarımızla sürdürdük.

Berlin seyahatimizin amaçlarından biri olan waldbühne deki Berlin filarmoninin konserine hazırlığımız tasmam. Biraz peynir, çerez, meyve ve tetra pak pakette kırmızı şarabımızla yola koyulduk. Cam eşya sokmak yasak o nedenle bardaklarımız da plastik.

Konsere üçüncü gelişimiz. Klasik müzik aşığı değiliz ama waldbühne bence dünyanın en güzel sahnesi. Orman içinde bir amfi tiyatro. Burada kaliteli müzik dinleyerek bir şeyler içmek çok güzel bir hareket. Ses kalitesi muhteşem. Malum Alman teknolojisi ve titizliği. Konser başladığında ormandaki kuşların eşliği muhteşem. İnsan yapımı  olan ile doğanın müziğinin müthiş uyumu mükemmel.

Her yerde Türk ile karşılaştık. Onur yürüyüşü dahil. Ama üçüncü gelişimiz olmasına rağmen Waldbühne de hiç Türk’e rastlamadık. Kaldı ki Berlin en yoğun Türk'ün yaşadığı Avrupa şehri.

Konser sonrası eve yakın bir mekanda biraz iyi yaşamak, geri kalan ömrü güzel geçirmek üzerine çene çaldıktan sonra kuzeni ilke takılan kızımıza wats-up üzerinden son talimatları verdikten sonra dönüş fikrine kendimize alıştırmaya çalıştık…

Kızımız ile hava alanında buluştuk.

Bu çok güzel üç dolu günün bize toplam maliyeti 800 euro civarı. Bence oldukça uygun. 16 yaşında olan kızımız Doğa’nın önümüzdeki ay tek başına gideceği Fransa seyahati için de iyi deneyim oldu.


Hiç yorum yok: