22 Ekim 2015 Perşembe

FREIBURG

Almanya'nın güneyinde küçük bir üniversite şehri. İsviçre, Fransa ve Almanya'nın sınırlarının kesişme noktasına çok yakın. En önemli özelliklerinden biri çevreci bir şehir olması. İz Tv de rastladığım Coşkun Aral belgeselinde özellikle öne çıkartılan çevreci özelliği beni etkilemişti.Çok büyük bir alan olan Kara Orman'ın dibinde. Yeşiller Partisinin doğduğu şehir olan Freiburg halen Yeşiller tarafından yönetiliyor.

Köylerinde bile biogazdan enerji üretilen, şehir merkezinin araçlara kapatıldığı, temel ulaşım aracının bisiklet olduğu, sokakların yaya ve bisiklet trafiği gözetilerek dizayn edildiği, kendi enerjisini üreten ve fazlasını satan yaşanılası bir şehir.

Erken rezervasyonlarımızla bütçeyi sarsmadan uçak ve kalacağımız dairemizi hallettik. Hareket 13 Kasım. Şimdilik her şey okey. Üç ülkeye hizmet veren Mulhouse hava alanına hareketi beklerken haritamıza önemli noktaları işaretlemeye başladık.

Pegasus'un Basel-Mulhouse uçağı ile güzel bir havada Basel'e indik. Kasım ayı için son derece güzel ve ortalamanın üstündeki sıcak hava bir şans. Hava alanından Basel SBB istasyonuna 50 numaralı otobüs ile ulaşım sağlanıyor.Bir kişi 4 Euro. Mesafe yakın, 15-20 dakikada istasyona vardık. Buradan Freiburg'a gidiş için kullanabileceğiniz tren ICE ekspres. Hızlı ve bir nebze lüks olan bu tren tabi ki pahalı. Bilet alırken yardımcı olan gencin de dediği gibi İsviçre'de ucuz bir şey yok. Üç kişi için Freiburg 80 euro tuttu. Aslında ucuz seçenek olarak RE trenlerinin de olduğunu bilmeme rağmen biraz zahmeti biraz da ICE trenine binme fırsatını kaçırmama düşüncesi ile zorlamadım.  Zahmet kısmı şu, Banliyö treni ile birkaç durak ilerideki Bad Basel istasyonuna geçmek gerekiyor. .Oradan RE trenine binerek üç kişi 35 euroya Freiburg'a da ulaşmak mümkün.


Gayet sessiz ve sarsıntısız bir yolculuk ile ulaştığımız Freiburg  çatısında güneş paneli kaplı evleri ile çevreci olduğunu gösteriyor. Şehrin merkezindeki istasyondan kiraladığımız daireye uzaklık yürüme mesafesi. Telefona yüklü Map2go uygulaması ile adrese yaklaştığımızda karşıdan gelen 60-70 yaşlarındaki biri adımla seslenince doğrusu önce bir afalladım. Meğer beyefendi ev sahibimiz imiş.

Son derece temiz, iki odalı daireye ev sahibi ayakkabılarını çıkartarak girince biz de usule uyarak ayrıldığımız son güne dek ayakkabılarımızı çıkardık. Son derece samimi bir anlatımla detaylı şekilde bilgilendikten sonra ödememizi yaptık ve Manfred Stein ile vedalaştık.

Çok yakınımızda güzel bir market var. 40-50 Euro masrafla dolabımızı doldurduktan sonra biraz dinlenip kendimizi dışarı attık. Hava yeni kararmaya başlamıştı. Güzel bir parktan geçilerek ulaşılan tramvay istasyonundan ilk gelen tramvaya atladık ama merkeze gelene dek tramvayın içindeki makineden bilet paramızı ödeyemedik. Meğer makineye sokuşturdukça bize iade ettiği 20 lik banknot "mark" mış. Sevgili eşim yıllar öncesinden kalan bu gıcır gıcır 20 markı günlerde topladığı euroların arasına koymuş :)))

Alt Freiburg çok güzel. Hatta o kadar güzel ki insan bir an gerçek olmadığını düşünebiliyor. Maket gibi taş binalar, son derece düzgün kaplamalı sokaklar, sokaklardaki birbiri ile bağlantılı su kanalları görülmeye değer.

Rathausplatz, Universitad Strasse, Martin Stor şöyle bir görüldükten sonra eski pazar yeri olan Markthalle'ye girdik. Yan yana dükkanlarda sunulan dünyanın çeşitli yörelerine ait yiyeceklerden biz uzakdoğu'yu tercih ettik.  Suşi ve nodl ile karnımızı doyurduktan sonra toplam 4 duraklık mesafe olan apartmanımıza yürüyerek döndük.

Freiburg'daki ikinci günün sabahı yani 13.11.2015 günü Doğa uyandırdı. Paris'te terör saldırısı olduğunu ve yüzden fazla kişinin öldüğünü söyleyince şok olduk. Hemen telefonlara sarıldık. Olay doğruydu. Paris'te akıl almaz bir terör olayı yaşanmıştı. Olay nedeni ile sınırların kapatıldığı şeklinde haberler yarınki Strasbourg planımızı gözden geçirmemize neden oldu.

Tatsız haberin ardından üstünkörü bir kahvaltı yapıp dışarı çıktık. Biraz aylak aylak dolaştıktan sonra öğleden sonra Gökmen ile buluşmak üzere merkezde bir yere oturduk. Gökmen İzmit'ten Serkan'ın çocukluk arkadaşı. Buluşma saatine dek Münsterplatz meydanında takıldık. Katedralin yapımı yüzlerce yıl sürmüş. Tarihi Freiburg'dan bile eski. Şehrin buraya kurulma sebebi katedral.

Tarihi binalarla dolu bu meydanda kurulan tezgahlarda yerel ürünler satılıyor. Bir tezgah dikkatimi çekti. Göbeğine kadar sakallı, cübbeli ve abartılı büyüklükteki sarıklı orta yaşlı bir satıcı dikkat çekmeyecek gibi değildi.

Afgan kökenli sandım ama tezgahtaki "saray helvası" yazısını görünce yanaştım. Meğer bizim alamancı vatandaşlarımızdan biriymiş. İster istemez muhabbet Almanya Türkiye muhabbetine dönünce adam beni şok etti. Almanların ne kadar ön yargılı insanlar olduğunu iddia etmeye kalkınca ben izin isteyip ayrıldım. Kilisenin bahçesinde sarık cübbe ve sakalı ile belediyenin kendisine verdiği tezgahta mal satmasına rağmen Almanlar nasıl ön yargılı oluyor doğrusu anlamadım.

Gökmen tam vaktinde geldi. Paris olayına ilişkin son gelişmeleri beraber değerlendirdikten sonra plana uymaya karar verdik. Sağ olsun bizim için otobüs biletlerini almış. Freiburg-Strasbourg otobüsle kişi başı 6 Euro.

Gökmen bizimle çok güzel ilgilendi. Doğrusu hangimiz Türk hangimiz Alman karıştırdık. Öncelikle yakın bir manzara seyir terasından Fraiburg'a kuş bakışı biraz izledikten sonra yerel lezzetler denediğimiz bir mekanda nefis makarnalı çorba ve incecik yufka üzeri peynirli güzel bir pideye ev yapımı biralar eşlik etti. Samimi sohbet ile zamanın nasıl geçtiğini anlamadan akşamı ettik. Almanya'da çok zor bir sınavı vererek geniş bir bölgede eğitim konusunda müfettiş olan Gökmen'in bence en önemli özelliği Iron Man olması. 17 saat içinde 3.8 km yüzme, 180 km bisiklet, 42 km koşudan oluşan yarışı sanırım yarı zamanlı bitiren birisi yani :)

Strasbourg

Sabah kahvaltımızı yapıp birer brotchenden de sandwichlerimizi hazırladık. İstasyonun yanındaki duraktan otobüsümüze bindik. Fleksbus otobüsleri oldukça konforlu. Yaklaşık 1 saatlik yolculuğun sonunda Strasbourg'a girişte polis kontrol noktası kurmuş. Otobüs fazla kalabalık değildi. Otobüse binen memur pasaport ve kimlik kontrolü yaptı. Hiç bir soruya muhatap olmadan geçtik. Paris'teki olayların sonucu hemen sınır kontrolü olarak kendini göstermiş.

Strasbourg'da Parc de L'Etoile durağında otobüsten indik. Harita uygulamamız ile kolayca Üniversiteyi bulduk. Amacımız biraz da Fransız Lisesinde okuyan kızımızı havaya sokmak. Ama şans iste Strasbourg Üniversitesinin şehrin merkezindeki modern binası şantiye gibi. Yenileme çalışmaları var :))

Nehir kıyısından yürüyerek Avrupa Parlementosu ve İnsan Hakları Mahkemesi binalarını gördük. Güzergah çok güzel, Koşan, parklarda dolaşan, nehirde kano yapan birçok insan var. Fransa merkezli Arte kanalının da binası bu bölgede. Etraftaki evlere bakılırsa civar zengin bir bölge. AİHM civarında çadır kurmuş kamuoyu oluşturmaya çalışan insanlar var. Hava günlük güneşlik. Nehir ve etrafındaki gezinti alanlarından oluşan bu bölgeden insanın ayrılası gelmiyor.


Strasbourg Üniversitesinin tarihi binası oldukça heybetli. Neyse ki diğer kampüsteki inşaat ortamından sonra itibarı biraz kurtardık.

Şehir küçük olunca yürüyerek her yere ulaşılıyor. Turistik mekanlar olan Katedral, Doume Meydanı, Kammerzell Evi gibi mekanları da ziyaret ederek Petit France'ye geçtik. Katedralin içindeki Astrolojik saat görülmeye değer. Kadetralin yapımı 400 yıl kadar sürmüş, Kammerzell evi de bir o kadar eski. Petit Farnce son derece masalsı güzel evlerden oluşan fotojenik bir bölge.  Kleber Meydanındaki heykelin eteklerine Paris'te ölenler anısına bir şeyler bırakılmış ve mumlar yakılmış. Yaşananları düşününce insan insanlığından utanıyor.

Strasbourg Alsaz Bölgesinin başkenti. Aynı zamanda Avrupa Parlementosu ve AİHM nedeni ile Avrupa'nın da başkenti. Kleber meydanından geçen tramvay hattını takip ederek otobüse bineceğimiz noktaya ulaşmak mümkün.

15:30 da hareket eden dönüş otobüsümüzün Strasbourg'dan çıkışı kontrol nedeni ile bir saat gecikti. Çıkışta trafik daha yoğun ve daha sıkı bir kontrol vardı. Bizim için yine sorun olmadı ama bu sefer otobüsten indirilen bir kaç kişi oldu. Freiburg'a vardığımızda hava kararmıştı. Dairemize gitmeden merkezdeki bir Türk Kebapçısında karnımızı doyurduk. Doğrusu bu kebapçı Freiburg'da gördüğüm tek Türk mekanı idi. Mutlaka başka yerler de vardır ama Almanya'nın diğer şehirleri gibi bir yoğunlukla karşılaşmadık.

Ertesi sabah Gökmen'in son derece detaylı bilgilendirme içeren mesajları ile İstasyondan RE trenin biletlerimizi aldık. Üç kişi 35 Euro. Son durak Bad Basel. Oradan 7. perona geçip aynı biletlerle trene binip SBB Basel istasyonuna geçtik. Oradan da yine 50 numaralı otobüsle hava alanı. Karışık gibi gözüküyor ama aslında son derece kolay. Tüm yolculuk da aktarmalar dahil 1 buçuk saat kadar sürüyor. Dönüş uçağımız 14:05 olduğu için gayet rahat bir yolculukla hava alanına ulaştık.

Kasım ayı içindeki bu gezimizde en büyük şansımız havanın kuru ve açık olması oldu. Tabi ki Gökmen'in son derece titiz ve samimi misafirperverliğini unutmak mümkün değil.

Freiburg'u gördükten sonra insanın bu kadar güzel bir şehir yaratabilecekken yaşadığı yerleri neden mahvettiğini anlamak mümkün değil.