25 Temmuz 2014 Cuma

VARNA

Bu yaz tatil işi biraz sıkıntılı olacak. Doğa'nın lise tercihleri ile ve başkaca işlerle uğraşmaktan rahat ve uzun bir tatil yapmamız pek mümkün olmayacak. O nedenle bayram tatillerini değerlendirmek mantıklı görünüyor.

Bayram tatillerinde tüm ülke hep beraber tatile çıkıp güneye doğru hareket ettiğinden  hem tatil yörelerinin hem de yolların aşırı kalabalık olması gibi bir sonuç ortaya çıkıyor. O zaman ne yapmalı ? Ters tarafa yani kuzeye doğru hareket etmeli:)

Geçerli schengen vizelerimizin olması avantajını kullanarak booking.com dan Varna kıyılarında bir otele rezervasyon yaptık.

İzmit'ten tam 583 km. Antalya'dan daha yakın. İklim çok boğucu sıcak değil. Deniz isteyene deniz, kum isteyene kum. Çok da ucuz.:)) Üç kişilik suit oda kahvaltı dahil 600 TL

26 Temmuz sabah 06:30 da marşa bastık. Otoyolun karşı şeridinde araç yoğunluğu İstanbul'a dek devam ediyordu. Herkes güneye yola çıkmış. Biz gayet rahat bir yolculuk ve yaşadığım en sakin köprü geçişi ile İstanbul'u bitirdik. Saat 10:00 gibi Dereköy'de idik.

Bir kilometreye yakın araç kuyruğu ve saçma sapan düzen nedeni ile Dereköy'den çıkışımız 2 saati buldu. Bulgar topraklarında depomuzu fulleyip vinyetimizi de aldıktan sonra GPS ye Varna'yı koyduk :))

Yollar genellikle tek gidiş-geliş. Haftasonu trafiği nedeniyle bir yoğunluk var. Fazla acele etmeden dura kalka öğleden sonra 15:00 sıralarında otele ulaştık.

Otelin booking.com daki açıklamalarında plaja 150 metre olduğu yazıyordu ama sanırım kuş uçuşu ölçmüşler. Plaja ulaşmak için yaklaşık 500 metre yürümek gerekiyor. Sorun değil. Yürümekten yana pek şikayetimiz yok.

 Fazla Türk turist yok. Tek tük rastladıklarımız da genelde buralardan memlekete göç etmiş olanlar. Sanırım bu bölgelerle akrabalık ilişkileri halen devam ediyor.

Bu kıyılar bizim bildiğimiz Karadeniz değil. İklim Akdeniz iklimi. Hava ve deniz suyu sıcak. Bu bölge tatil için çok iyi bir seçenek. Fiyatlar da gayet makul. Yürüyerek ulaşılabilen Golden Sand sahili çok hareketli ve çok güzel. Hareketlilik sabaha dek sürüyor.

Biraz dolaşıp yemek yedikten sonra otele döndük. Sabah fena olmayan bir kahvaltı sonrasında öğlene dek otelin havuzunda takıldık. Öğleden sonra araba ile otele yaklaşık 2 km mesafede bulunan Golden Sands'e gittik. Burası son derece hareketli. Sahil incecik sapsarı kum. Adı üzerinde Golden Sands.  Her taraf otel, kafeterya, restaurant. Otopark akşama dek 2.5 Euro. İki şezlong ve şemsiye 15 Euro. İsterseniz havlularınızı serersiniz, 15 Euro da cebinize kalır. Kilometrelerce uzanan plajda su sporlarından masaja dek her tür aktivite mevcut. Arada bir Türkçe konuşanlara rastlamak mümkün.

Akşam saatlerinde otelimize döndük. Otele yakın merkezde pizza ve içeceklerden oluşan menümüze 10 euro ödedik. Bu bölgede sahilde yer alan The Journalist Otel sosyalist dönemden kalma. Son derece  hantal ve iri.Otelin bahçesi çok güzel. Biraz bahçede dolaştık ve piyano çalan çocukları dinledik.

Ertesi sabah kahvaltı sonrası havuzda tembellik yaptık. Bu arada otelde Türk plakalı üç araba olduk. Biri İstanbul diğeri Kırklareli plakalı.

Bayramın birinci günü olduğundan eş ve dostla telefon görüşmelerimizi tamamladığımızda güneş akşam moduna geçmişti. Üşenmeden Golden Sands'e indik. Birkaç saat denize girdikten sonra otel civarına döndük.

Otelin yakınındaki Saray Lokantasında yemeye karar verdik. Hüseyin adlı kebapçı kardeşimize sipariş verdiğimiz kebaplar geldiğinde hata yaptığımızı anladık. Hüseyin o kebapları Türkiye'de satmaya kalksa kesin dayak yer :)) Çıkıp biraz dolaştıktan sonra açlık sorununu organik olarak yetiştirilen midyelerle dolu koca bir kase ile çözdük.

Sabah yine kahvaltı yine havuz rutini sonrasında Figen'le yakın bölgede yürüyüşe çıktık. Otelin olduğu bölge sahilden yüksekte. En yakın mesafeden sahile yürüyüş aslında zevkli. Bol ağaçlıklı bir bölgeden dik inen merdivenlerle ulaştığımız yer aslında çok güzel.

Öğleden sonda araba ile 12 km mesafedeki Varna'ya geçtik. Varna' nın merkezinde kuzeye doğru uzanan çok büyük bir park kıyı şeridi ile şehri ayırıyor.  Central Parkı andıran bu bölgenin adı Sea Garden. Parkın içinde elinde havlusu ile sahile giden veya sahilden dönen  birçok insanla karşılaşmak mümkün. Parkın içinde çok sayıda etkinlik alanı, yeme-içme mekanı var. Güney ucundan kuzeye


dek park içinde çalışan küçük treni kullandık. Dönüşte sürüngenlerin sergilendiği bir yer Doğa'nın dikkatini çekti. Biz dışarıda bankta oturmuş beklerken bir de ne görelim. Doğa boynunda kocaman bir yılan ile fotoğraf çektiriyor.

Parkın güney ucundaki askeri müzenin bahçesinde rastladığımız Türk aile ile biraz sohbet ettikten sonra katedrali görmeye gittik. Katedral şehrin içinden geçen ana yolun üzerinde. Bir saate yakın orada vakit geçirdikten sonra akşam otelimize döndük. Akşam yemeğini otelde yedik.

Son gün toparlanıp yola çıkmamız neredeyse öğleni buldu. Dönüşte de gps ten yararlanmaya çalıştık ama gps bizi ısrarla otoyola yönlendiriyor. Burgaz'da biraz dolaşıp karnımızı doyurduk. Birkaç hediyelik, biraz da kaşkaval aldıktan sonra geldiğimiz gibi orman içinden kıvrıla kıvrıla Dereköy sınır kapısına vardık. Çıkışımız girişimizden daha kısa sürdü. Fazla araç trafiği yoktu. Memleket karayollarında da tatil trafiğinin tersine olmamızın rahatlığı ile fazla sıkıntı çekmeden evin yolunu tuttuk.

Öncelikle ikliminin ılıman olması,
Ayrıca yakın ve ucuz olması dikkate alındığında karadeniz kıyıları son derece güzel bir alternatif.