10 Kasım 2012 Cumartesi

BREMEN

İnternette uçak ve otel fiyatlarına bakarken THY nin kampanyasına rastladım. Fiyatlar gayet uygun. Üç kişi Bremen gidiş-dönüş 1.160 TL. Booking.com dan iki gece için üç kişi, kahvaltı dahil, merkeze yakın otel 178 Euro. Hafta sonu evde kalsak yarısına yakınını zaten harcarız. Aralık 7 olarak rezervasyonları yaptıktan sonra biten vizeleri de yıllık olarak yeniledik.

Doğrusu niyetim Münih'e gitmekti. Almanya'nın büyük şehirlerinden biri olduğu için görmek istemiştim. Fakat biraz soruşturunca Münih'in çok da görülesi bir yer olmadığına karar vererek rotayı daha küçük ve sevimli, özellikle AltStadt denilen eski şehri kısmı görülmeye değer Bremen'e çevirdik.

Dolambaçlı parke sokaklar, yaklaşık 500 yıllık tuğla evlerden oluşan bu bölgeyi şimdiden merak etmeye başladım. 

Mevsim itibari ile havalar soğuk olacak.  Sorun değil. Sağanak yağmur olmadıktan sonra idare ederiz. Çantalara ilave birer yağmurluk atmak şart.
7 Aralık günü rahat bir uçak yolculuğundan sonra öğleden sonra 1:30 da Bremen Havaalanına teker koyduk. Nüfusu 500.000 olan bir şehrin havalanı nasıl olursa Bremen'inki de öyle. Kasaba terminalinden hallice. 

Gitmeden önce yaptığım çalışmalar gezerken büyük kolaylık sağlıyor. Havalanından şehre 6 nolu tramvay gidiyor. Bremen tramvaylar şehri.Üçümüz için tek yön bilet 5.90 euro. Duraktaki otomattan biletlerimizi aldık. Almanyada otomatlarda genelde Türkçe seçeneği de var. Dilerseniz tramvaydaki otomattan da bilet alabilirsiniz. 

Dom meydanında aktarma yapıp 2 numaraya bindik.Otelimizi elimizle koymuş gibi bulduk. Bir Bremenli de bizden daha hızlı gelemezdi.

Otelde kapı duvar. İçeride kimse gözükmüyor. Eski evlerden birini otel yapmışlar. Küçük şık bir bina ama içeri girebilsek:)) Kapıdaki zili çaldık. Duafondan bir bayan Almanca bir şeyler söyledi. Almanca bilmediğimizi söyleyip İngilizce kısa bir özet geçince kadın odamızın 20 numara olduğunu söyleyerek otomata bastı. Kapı açıldı. İçeri girdik. Yine kimseler yok ama odaları bulmak çok kolay. Biz odamızı bulup yerleştik.  Sonradan anladık ki otelde sabah 8 ila 10 akşam da 5 ila 8 arası dışında kimse yok. Müşteriler kafalarına göre girip çıkıyor. Odaların anahtarları dış kapıyı da açtığı için sorun yok. 


Biraz dinlendikten sonra gündüz gözüyle birşeyler görelim düşüncesiyle kendimizi sokağa attık. Geldiğimiz caddenin Weser nehrine doğru paralelindeki cadde Hamburger Str. Bu cadde üzerinde 3 numaralı tramvay çalışıyor. İki gün merkeze gidiş gelişlerde kullanacağımız tramvay bu.

Almanların toplu taşıma sistemlerine oldum olası hayranım. Her şey güven üzerine kurulu. Kontrol yok ama herkes biletini alıyor. Araçlar çok temiz, son derece dakik ve engelliler hatta çocukların bile tek başlarına rahatlıkla kullanabileceği şekilde dizayn edilmiş. Dileyen bisikleti ile binebiliyor. Sadece toplu taşıma araçları değil. Tüm şehir herkesin en rahat şekilde yaşayabilmesi için düzenlenmiş. 

AltStadt bölgesine ulaştığımızda hareketlilik bizi şaşırttı. Her taraf weihnacht markt kulübeleri. Noel öncesi her yer şıkır şıkır ışıklandırılmış. Sosisçiler, bira evleri, envai çeşit tatlı satanlar, sıcak şarap tezgahları, çocuklar için nefis rengarenk bir panayır. Hava karardığında yılbaşı ışıklarının yanında sönük kalan 500 yıllık Dom kilisesi dev kuleleri ile hemen dibinde yeni yıla hazırlanan bu cıvıl cıvıl insanları bir baba gibi çaktırmadan kollayıp gözetiyor sanki. Hemen oracıkta aklıma gelen şey şu oldu ; Ne iyi etmişiz de gelmişiz ...

Meydanda uzun takıldık. Etrafı gezdik. Bir şeyler atıştırdık. Elimize ne geçtiyse tadına baktık. Burası bizim için erken yılbaşı oldu: ))

Weser nehri boyunca da aynı manzara hakim. Hava sıcaklığı 1 derece ama çoluk-çocuk, genç-ihtiyar, herkes dışarıda. Sokaklar sıcak şarap kokuyor.

Üşüyünce herhangi bir dükkanda şöyle bir tur atıyoruz. Her taraf açık olduğu için soğuk hiç rahatsız etmiyor. Böyle bir dükkan ziyaretinde kızımın çok istediği Beats kulaklıklardan aldım. Şok oldu. O kadar sevindi ki haklı olarak benden böyle bir hareket beklemiyordu :)) Aslında nispeten pahallı sayılabilecek şeyleri alma taraftarı değilim ama kızımın dersleri çok iyi. Çok bir şey de istemiyor. Bence bunu hak etti. Bu alışverişi Almanya'dan yapmak bana en az 80 euro kazandırdı.

Beremen nispeten kuzeyde olduğu için güneş daha az gözüküyor. Hava 4 gibi kararınca saat 8 bize gece yarısı gibi geldi. Yol yorgunluğu da olunca otele döndük. Yakınlardaki büfeden aldığımız içecekler eşliğinde , TV de Almanların "Talent " yani bizdeki "yeteneksizsiniz" yarışmasına biraz takıldık.:))

Kahvaltı sabah 8 de başlıyor. Hemen sekizde kapıya dayanmayalım diye biraz oyalandık. Ama otelin sıcacık ve çok güzel kahvaltı salonundaki ilk müşteri yine bizdik. Kahvaltı gerçekten çok güzeldi. Bu arada bizim oda fiyatına kahvaltı da dahil. Neredeyse bedavaya kalıyoruz.

Kahvaltı sonrası 9 gibi kendimizi sokağa attık. Yol üzerinde Önder'in arkadaşları bir çiftin işlettiği turizm bürosuna uğradık. Yoklardı. Personele selamlarımızı bırakıp işimize devam ettik.

İşimiz gezmek. Para verseler bu kadar zevkle yapmazdık herhalde. Allahtan çok para da harcamıyoruz.

Meydanda hareket tam anlamıyla başlamamış. Dün akşam öylesine dolaştığımız yerleri bugün sindirerek gezmeye çalışacağız.

Bremen mızıkacılarının güzel ama mütevazi heykelinde birçok foto çektik. Şans getirsin diye avuçlanan eşeğin ayak bilekleri ve ağzı pırıl pırıl :))

Dom kilisesinin içinde biraz vakit geçirdik. Güzel bir yerde güzel kahveler içtik. Dar sokaklarda, tarihi binaların arasında, turist gurupları ile vakit geçirdik. Bötcher strase yi çok beğendik. Tekrar tekrar gezdik. Weser nehrinin kıyısında kış güneşinin  gevşekliğiyle turladık. Yeni yılı karşılamanın heyecanı içindeki mutlu mesut insanlara özenip benim güzel memleketimin halkının uğraştığı, bu dünyada yeri olmayan çakma sorunlara üzüldük. 500-600 yıllık şehri gündelik yaşamın içine bu kadar güzel katan devlet adamlarını takdir edip bizim zavallı cahil-cesurlarımızın ettiklerini hak etmediğimizi düşündük.

Mağazalarda yeterince Türk personel var. Dikkatli bakınca göze çarpıyorlar. Karstad'ın yemek katı çok güzel. Burada üçümüz için mükellef bir yemeğe 34 Euro ödedik.

Dönüş yolunda uzun bir yürüyüş yaptık. Nispeten Türk resturantların da olduğu yolumuz üzerinde bir ocakbaşında akşam yemeği molası verdik. Orhan Gencebay eşliğinde yemeğimizi yerken arkamızdaki kalabalık masada Bremendeki Türk kadınları gün yapıyordu.


Yemek sonrası bindiğimiz tramvay cumartesi etksiyle olsa gerek çok kalabalıktı. Bu nedenle bilet de alamadım. Bu da Bremen Belediyesinden olsun :))

Bu gece otele dönüşümüz gece yarısına yaklaştı. Hava dahil herşey çok güzeldi.

Sabah her taraf bembeyazdı. Gece kar yağmış. Güzel kahvaltı sonrasında hesabımızı kesip Hauptbahnhof'a giden 10 numaraya bindik. Merkez istasyonunun olduğu bu bölge de hareketli. Kahve molası sonrasında 6 numara ile havaalanına doğru yola koyulduk.

Bu gezide soğuk en az şikayet ettiğimiz şey oldu. Daha doğrusu hiç bir şeyden şikayet etmedik. Gerçi farketmeden şifayı da kapmış olabiliriz. Ne demişler....

Bremen'in koyunu, sonra çıkar oyunu.

Kalın sağlıcakla..:)