19 Haziran 2012 Salı

BERLIN-WALDBÜHNE

Berlin yaz mevsiminde çok güzel olur.
Yemyeşil, cıvıl cıvıl parklar.
Kanal boyları.
Tıklım tıkış kafeler.
Birkaç günlük bir kaçış için ideal bir şehirdir.
Bugünleri düşünerek aylar öncesinden ucuz ucuz uçak ve otel rezervasyonumu yapmıştım.
Otel rezervasyonu dedim çünkü Önder artık Berlin'de değil.
Hakkını yemeyeyim,
Levent kendilerinde kalmamız için çok ısrar etti.
Fakat booking.com dan iki kişi için üç günlüğüne toplam 138 Euroya otel bulunca başka hesap yapmaya gerek kalmadı.
22-25 Haziran tarihlerini kapsayan geziyi bir atraksiyonla süsleyelim dedik.
Yıllardır Mezzo TV de Berlin Filarmoni'nin açık hava konserine denk geldiğimde atmosfere imrenirdim.
Ormanın içinde bir sahne,
Piknik havasında çimenlere yayılmış insanlar,
Genellikle bu atmosfere uygun rahat dinlenebilecek repartuar.

Önder sağolsun biletlerimizi halledince 24 Haziran akşamı Waldbühne de yerimiz de ayarlandı.
Bu yıl programda Tchaikovsky var.
Ne yalan söyliyeyim gitmeden kulak dolgunluğu olsun diye programdaki parçaları Youtube dan fırsat buldukça dinledim.
En azından yanlış yerde alkışlamamak lazım :-)
Severek dinlediğim hafif parçalar dışında çok iyi bir klasik dinleyicisi olduğumu söyleyemem.
Ama dedim ya Waldbühne de atmosfer çok güzel.
Youtube'a Berliner Philharmoniker - Berliner Luft - Waldbühne yazın ve ilkini tıklayın. Bana hak vereceksiniz.


Berlin


22 Haziran günü öğleden sonra Berlin'e indik. Schönefeld havaalanından S9 a binip Alexandrplatz ta aktarma ile otelimizin olduğu Senefelder Platz'a vardık. Havaalanına gelen bir çiftin artan biletlerini ellerimize tutuşturması nedeni ile bu yolculuğu beleşe yaptık. 


Otel umduğumuzdan iyi çıktı. Fiyatının ucuz olması 3 yıldız standardını korumaması anlamına gelmiyor. Avrupaya bu standartlar konusunda güvenilebilir.


Otel ile Alexandrplatz (bundan sonra Alex olarak anılacaktır) arası yürüme mesafesi iki metro durağı. Yaklaşık 15 dakika. Odaya yerleşince Alex'e doğru yola düştük. Soğuk savaş döneminde burası Doğu Almanya'nın  merkezi idi. Duvarın yıkılmasından sonra Berlin'in önemli merkezlerinden biri oldu. 


Bu meydanda etrafı seyrederek saatler geçirilebilir. Biz de öyle yaptık. Gençler meydanın hakimi. Ortam son derece hareketli. Müzik yapanlar, sohbet edenler,  akşamki Almanya-Yunanistan maçına hazırlananlar. Ortalık cıvıl cıvıl. 


Alex'te akşam saatlerine dek takıldık. Yürüyerek otele döndük. Niyetimiz biraz dinlenip maçı izlemekti. Farkına varmadan çok yorulmuşuz. Uyuyakalmışız. 


Sabah erken kalktık. Odayı kahvaltı hariç almıştık. Kahvaltı açık büfe kişi başı 4,5 Euro. Kahvaltı sonrası otelin resepsiyonundan 48 saatlik Welcome Berlin kartlarından edindik. Berlin içi her türlü ulaşım aracında geçen bu kartlar tüm ulaşım sorunumuzu çozecek.


Berlin'de toplu ulaşım son derece iyi. Biletler metro, otobüs her tür ulaşım aracında geçiyor. Metro ağı tüm Berlin'i kapsıyor. Yoğun bölgede 3 dakikada bir metro geliyor. Metro planı çok kolay anlaşılacak şekilde hazırlanmış. Sistem güvene dayalı. Turnike veya bilet kontrolü yok. Ama herkes biletini alıyor. Berlin'e belki de 15 kez gelmişimdir ama bir kez bile bilet kontrolüne denk gelmedim. 


Eski göz ağrımız Kreuzberg'e doğru yola çıktık. Hava çok güzel. Yürüyoruz. Yoruldukça kahve molası veriyoruz. 


Önder'in eski evine vardığımızda henüz öğlen olmamıştı. Oranien Strase' de biraz takıldıktan sonra Admiral Brücke de dondurmacı İsabel'e uğradık. 



Bu bölge son yıllarda gençlerin gözdesi. Akşam saatlerinde köprüyü dolduran gençlerin bira alışverişi yaptıkları büfe Berlin'in en çok iş yapan büfesi. Sahibi Türk.  


Berlin gerçek bir bisiklet şehri.Şehir düz olduğu için bisiklet ile her yere ulaşım çok kolay. Tüm şehir bisiklet yolu ile donatılmış. Küçücük çocuklarını taşıdıkları römorklar ile bisikletlilerin trafikteki ayrıcalığı kıskanılmayacak gibi değil. 


Kızımın bisikleti için kilit ve zil almaya bir dükkana girdik.Kasada bizden önce 5 kişi vardı. Herkesin bisikleti olunca bisikletçiler de market gibi iş yapıyor.



Çok şanslıymışız. Bugün Berlin'de hoşgörü festivali var. Avrupanın her yerinden gelmiş eşinseller geçit töreni yapıyor. Tesadüfen rastladık. Son derece renkli ve eğlenceli tören destek verenlerin de katılımı ile oldukça kalabalık. Bol bol fotoğraf çektik. 


Berlin son derece rahat, hoşgörü ve toleransın hakim olduğu bir şehir. Hava güzel olunca  sokaklar cıvıl cıvıl. Herkes dışarıda.


Cepte sınırsız bilet olunca metro planını ve haritayı masaya koyup daha önce görmediğimiz bir yere gitmeye karar verdik.  Charlottenburg sarayını görmemiştik.


Açıkçası saray cadde tarafından gözüme biraz bakımsız göründü. Fakat arka tarafa bahçeye geçince şok oldum.


Bahçe devasa büyüklükte ve çok bakımlı.  İçinde gölü olan bir orman desem abartmış olmam. Ağaçlar ve çiçekler o kadar bakımlı ki normalde her yerde bahçıvan olması gerekiyor. Ama sanki hepsi bugün izinli. 


En güzel tarafı da böyle bir bahçenin halka açık olması.Ortalık bisikletle gezenler, spor yapanlar ve banklarda boş boş oturanlarla dolu. 


Çok büyük ve bakımlı ağaçlar buradaki insanları medeniyetten soyutluyor. 


Berlin çok yeşil bir şehir.
İçinde devasa parklar var. 


Toprak kumlu, yağış bol olunca sopa diksen orman oluyor.


Parklar insanlar için çok güzel bir hafta sonu seçeneği.


Charlottenburg bölgesinde akşama kadar takıldık. Oradan iki metro aktarması ile Kreuzberg'e geldik. 


Ahmet Abi Berlin'de ilk tanıdığım ve çok sevdiğim insanlardan biri. Kreuzberg'de yıllrdır bar işletiyor. Narr Bar. Hem Ahmet Abi'yi görmek hem de Mesut ve Tarık ile buluşmak için Narr Bar'a uğradık.


Gece geç saatlere kadar Narr Barın barmeni Hakan'ın güzel köpüklerle hazırladığı biralar eşliğinde sohbet ettik.


Walbühne'deki konsere Tarık ile Ahmet Abi'nin sevgilisi de gidecekmiş. Beraber gitmek üzere sözleşerek otelin yolunu tuttuk.


Waldbühne


Sabah yine erkenciyiz. Otelde tıka basa kahvaltıdan sonra metroya atladık. Birkaç atraksiyondan sonra yine görmediğimiz bir bölgeye gitmeye karar verdik. Harita açıldı ve Grünau'ya karar verildi.


Grünau Berlin dışında, göl ve kanal yoğunluklu bir bölge. Gölde çok sayıda yelkenli tekne var. İnsan kıskanıyor. 


Burada miskin miskin biraz takıldık. Saat 5 e doğru Tarık'larla buluşmak üzere Narr Bar'ın yolunu tuttuk.


Hava biraz kapadı. Bazen tek tük yağmur atıştırıyor. Biz çok hazırlıklı olmadığımızdan Ahmet Abi'nin kız arkadaşı bize şemsiye verdi. 



Metro ile Waldbühne'ye vardığımızda yağmur başladı. Metrodan inen belki bin kişi ile birlikte hafif bir yürüyüşle girişe vardık. Ortalık çok kalabalık ama Almanlar tam bir disiplin insanı. Herkes sakin sakin sırasına girince binlerce kişi ile birlikte kısa sürede içeri girdik.


Ormanın içinden biraz yürüyünce sahneye ulaştık. Gerçekten çok etkileyici bir sahne. 


Çanak şeklinde bir amfi tiyatro. 25 bin kişilik Ağaçların dibinde beyaz çatısı ile son derece güzel bir sahne. Waldbühne. Yani "orman sahnesi".


Yağmur hiç durmadı. İstikrarla devam ediyor. İyi ki şemsiyemiz var.


Almanlar tedbirli. Herkes yağmurluklu ve şemsiyeli.


Yerimiz gayet güzel. Sahneye yakınız. 


Yağmur artarak devam ederken konser başladı. İlk parça biraz uzun. İlk parçadan sonra ara verildi ve arada yağmura dayanamayıp çıkanlar oldu. 


Ahmet Abi'nin arkadaşı da gidince Tarık yanımıza geldi. Ben kırmızı Figen de siyah bir yağmurluk ayarladı. Konseri sonuna dek izledik.  Bis parçası her zamanki gibi Berliner Luft idi. Islıklarla eşlik ederken yağmur hala yağıyordu. 


Konser sonrası otele döndüğümüzde İtalya İngiltere maçının penaltılarına denk geldik. Birer bira eşliğinde İngiltere'nin elenişine de tanıklık ettik.


Sabah otelden çıkışımızı yaptığımızda çok güzel bir hafta sonu planı da bitmiş oldu.


Otel 138 Euro.
Uçak yaklaşık 300 Euro,
Konser biletleri Önder'den, 
Yemek metro vs yaklaşık 200 Euro hesabı ile
Yaklaşık 650 Euro maliyet hiç de fazla sayılmaz. 

Alınan haz ise paha biçilemez.
























1 yorum:

servis dedi ki...

Paylaşımlarınızı beğenerek takip ediyorum . Acer servisi olarak bu güzel paylaşımlarınızın devamını bekleriz .