Ağustos ayında yine eski tayfa ( eşim ve kızım ile) Ege gezimize devam etme niyetindeyiz. Hafta sonu Ayvalık'ta tekneye yerleşerek eksikleri tamamlamayı ve hafta başında güneye doğru yola koyulmayı düşünüyoruz.
Ağustos ortalarında Bodrum'dan tekne kiralayacak arkadaşlarım Serkan ve Kaan ile Gökova'da buluşmayı planlıyoruz. Civardaki Yunan adalarını da ziyaret ederek Ege'nin tadını biraz daha çıkarmak istiyoruz. Ege'nin tatlı sert yaz havasına biraz daha alışmak, ailece hayalini kurduğumuz uzun seyirler için biraz daha deneyim edinmek istiyoruz.
Hazırlıklar
İşyerinde arkadaşlar ile planlamayı yaptıktan sonra geriye pek birşey kalmıyor. Daha doğrusu geriye kalan rutin hazırlıklar. Örneğin kitap, pasaport gibi malzemeleri masanın üstüne ufak ufak biriktiriyoruz. Çantalar yatak odasında hazırlanıyor. Tekneye gidecek diğer teknik malzeme ise arabanın bagajında birikiyor.
Teknenin sigortasının yenileme zamanı bu aylara denk geliyor. Neyse ki marinanın bağlama ücretini geçen ay yatırmıştım. Herşey üste gelince insanın gözü korkuyor:)
Ayvalık
02 Ağustos sabah 8 e doğru palamarlarımızı çözdük. Marinadan çıkar çıkmaz canlı poyraza yelkenlerimiz açtık ve motoru çalıştırmadan neredeyse Yeniliman önlerine dek geldik. İçimi çoşkuyla dolduran çok güzel bir seyirdi. İlk gün yunuslara rastlamak daha da hoşumuza gitti. Yaklaşık 45 mil yolu 9 saatte yaptık.
Yeniliman
O nedenle barınakta yer bulmak imkansız gibi bir şey. Balıkçı teknelerine bordolayabilirsiniz ama o zaman sabah 4 te balıkçılarla birlikte uyanmanız gerekir. Biz kıçtankara rıhtıma bağlandık. Neredeyse teknenin son derinlik limitlerini kullandık. Akşam saatlerinde seferden dönen balıkçı tekneleri teknemizin her tarafını kuşattı.
Ertesi sabah teknemizin elli metre ilerisindeki kahvede çayımı içtikten sonra fırından yeni çıkmış ekmeğimizi alıp yola çıktık.
Dalyanköy
Yolun başları rüzgarsız olsa da Kaburun’u dönünce batı rüzgarı canlandı. Biz de hemen ful arma yelkenleri açtık. Bu yaz çok uzun seyirler yapmaktansa kısa kısa çok yere girmeyi planlıyoruz. O nedenle Eğriliman’a girdik. Ancak içerisi rüzgar ve dalga aldığı için barınamadık. Rotayı Dalyanköy olarak değiştirdik. Bir ara 20 knotlara ulaşan rüzgarla çok güzel bir seyir yaptık.
Nergis Koyu
Sabah kahvaltımızı yapıp 08:30 da yola düştük. Fırsat buldukça yelken seyrini zorladık ancak rüzgar çok az. Yolun çoğunu motorla yaptık. 5 saat kadar sonra Nergis Koyu’na ulaştık. Nergis Koyu Sığacık Körfezinin kuzey tarafında,
Kırkdilim Koyu’nun üzerinde. Geçen yaz Kırkdilim’de konakladığımız için bu yaz Nergis’i tercih ettik.Mümkün olduğunca çok ve değişik yerlerde konaklamak, bu kıyıları tanımak istiyoruz.
Burası çok güzel. Billur gibi su üstünde tekne adeta havada duruyor. Doyasıya yüzdük. Biraz balık tuttuk. Gece çok güzeldi. Neredeyse sıfır rüzgarda keyfine göre salınan teknemizde güzel bir uyku çektik. Buraya kadar toplam 90 mil yol yapmışız.
Doğanbey Burnu
Tavşan Adası
Kuşadası Körfezini geçip Dilek Boğazının güneyinde Tavşan ve Su adalarının olduğu Dip Burnu’na rota tuttuk. Bu günlerde rüzgar hiç yok. Öğlen 12 civarı Tavşan Adasının kuytusuna girdik. Çok güzel bir demir yeri. Kuzeye çok korunaklı. Burada çok güzel vakit geçirdik. Bir Fransız yelkenlisi ile bir gulet daha var.
Doğa gitar hocasının verdiği ödevleri çalışıyor.
Akşam saatleri çok güzel oldu. Güneş batıp hava kararmaya yüz tutunca koyun dibindeki ağaçlık bölgeden beyaz bir at çıktı. Yalnız ve mutsuz gözüken at kıyıdan yaklaşabildiği kadar yaklaştı. Biraz bekledi ve geldiği yolu istemeden de olsa geri dönerek geldiği yerde gözden kayboldu. Angelopulos filmlerinden bir sahne gibiydi. Atın ruh hali bizi bir süre meşgul etti.
Gümüşlük
Sabah Fransız denizciler ile selamlaşarak koyu arkamızda bıraktık. Neredeyse sürekli motorla 38 millik yolu 7 saatte geldik. Gümüşlük Koyu bizim en favori mekanlarımızdan. Ancak koya dört tekne aynı anda girişimizden içerisinin kalabalık olacağını kestirdik. Biraz atik davranarak güzel bir yere yerleştik. Giren çıkan derken akşam saydığımda koyda kırk civarında yelkenli tekne vardı. Geçen yıl 16 tekne bana çok gelmişti.
Akşam saatlerinde minübüsle Ortakent’e gidip Tuna’nın gönderdiği İphone bağlantı kablomu kargodan aldım. Konacık civarındaki yapı marketten birkaç eksik daha alıp Gümüşlük minübüsüne bindiğimde çok acıkmıştım.
Akşam yemeğimizi Belediye çaybahçesindeki Kardeşler Köftecisinin nefis ekmek arası köftesi ile eda ederek botumuzla teknemize döndük. Burada gece çok güzel. Her yer dolu. Cumartesi olduğu için aşırı kalabalık. Fakat tekneye kıyıdan gelen sadece çatal-bıçak ve insan sesleri.
Ertesi gün de denize girip bol bol dinlendik. Akşam saatlerinde balıkçıdan aldığımız çipuraları teknede pişirip yedik. Dünkü hareket olmasa da koy hala kalabalık.
Turgutreis
9 Ağustos sabahı Gümüşlük’te kahvaltımızı yaptıktan sonra demirimiz aldık. Yarım saatlik yol olan Turgutreis Marinaya gidiyoruz.
Buraya kadar 190 mil yol yapmışız. Sanırım bu yolun yarıya yakınını yelkenle yaptık. Teknik servis bölümünde Ayvalıkta'da şubesi olan Starboat'a uğradım. Turgut Bey yardımcı oldu. Aküyü ölçünce gerçekle yüzleştik. Voltaj iyi ama amper neredeyse yok. Mecburen aküyü yenileyeceğiz Sorun değil. Akü ömrü olan bir parça ve mevcut akü pek yeni değildi.
Tam karşımıza Bavaria 37 model , Alman bayraklı bir tekne geldi. Sahibi Walter ile iyi sohbet ettik. Uzun zaman Türkiye’de charter da yapmışlar. Şimdi emekli olmuş, eşi ile dolaşıyor. Bir de blogları var. www.fakfakaufreisen.blogspot.com.
Akünün siparişini verdik. Sabah yenisini getirip taktılar.
Turgutreis Marinadan çıkarken depoyu fulledik. 67 litre mazot aldık. 31 sat motor çalışmış. Demek ki motor saate 2.23 litre tüketmiş. Oldukça iyi sayılır.
Akyarlar
Koy içinde 3-4 tekne var. Rüzgar var ama akşama nasılsa hafifler. Kıyı çok hoş görünüyor. Botu indirip kızımla kıyıyı dolaşmaya çıktık. Restoranlar, kafeler ve birkaç plaj kıyıyı kaplamış. Market ve pastane var. Geceyi sakin geçirip erken saatte uyuduk. Sıcak insanı yoruyor. Deniz esintili ama kıyılar çok sıcak.
Sabah 7:30 da kalkıp kıyıya börek almaya gittim. Güzel bir kahvaltıdan sonra biraz denize girdik. Öğlen yemeği için botla karaya çıktık. Biz öğlen için bişeyler atıştırırken bazı insanlar kahvaltı yapıyordu. Teknede bugün bol bol kitap okuduk. Bir ara üçümüzün de elinde birer kitap öylece birkaç saat geçirmişiz. Burayı sevdik. Bu gece de kalacağız.
Alakışla Bükü
Çam ağaçlarının bitiminde kayalara çıma tuttuk. Deniz çok temiz. Suya attığımız birkaç parça ekmeğe balıklar üşüşüyor ve biz akvaryum izler gibi izliyoruz.
Çökertme
Gece güzel bir yemek ve uyku iyi geldi.Sabah kahvaltısınından sonra biraz su ve yiyecek takviyesi yapıp palamarları çözdük.
Alakışla Bükü
Bu gün son limanımıza geri dönüyoruz. Kaan’lar ve Serkan’lar ile Alakışla Bükü’nde buluşacağız. Rahat bir yolculuktan sonra rahatsız bir yere bağlandık. Gözlükle bakınca geneli kumluk olan
Koltuk halatlarımızı sürekli Figen bağlıyor. Bu konuda çok başarılı. Demiri atıp belli bir noktaya gelince hemen kıçtan koltuk halatını alıp yüzerek kıyıya gidiyor. Önce Kaan’lar, peşinden Serkan’lar koya girdi. Botla karşılayıp koltuk halatlarını aldık. Sohbet geç saatlere dek uzadı.
Büyük Çatı
Çok korunaklı koyda güzel bir köşeyi üç tekne kapattık. Hemen yakınımızda güzel suyu olan bir kuyu var. Balıkçıların baktığı sevimli bir köpek oralarda dolaşıyor. Figen ile güzel bir yürüyüş yaptık. Çocuklar çok mutlu. Hepsi bir arada çok eğleniyorlar. Gece çok keyifli idi. Hemen arkamızdaki çamların üzerindeki ay hilalin biraz irisi haliyle manzarayı tamamlarken uzaktaki teknelerin birinden gelen trompet sesi tamamlayıcı oldu.
Uzun Liman (Yedi Adalar)
Akşamüzeri Figen’le bota binip koyun dibindeki Saklı Liman’a gittik. Bizimle birlikte bir bot daha geldi. Alargada kalan eski bir tekneden geldiler. Fransız bayraklı. Hiç abartmadan seksen yaşlarında olduklarını söyleyebilirim. Bizim büyüklerimiz aklıma geldi. Bir ömrü hastalık muhabbetleri ile heder ettiklerini düşündüm.
Karacasöğüt
Önce tekneyi güzelce yıkadım. Sonra duşumu alıp biraz dinlendim. Bu akşam buradayız.
Okluk- İngiliz Limanı
İlk demirlediğim yer bizim ekipten ayrı düştü. Sonradan yer müsait olunca demirimi alıp yerimi değiştirdim. Bazı ağaçlarda koltuk bağlanması için mavi halatlar var. Onlardan birine koltuğu bağladık. Ama kendi attığın düğümden başkasına güvenmemek lazımmış ki bir süre sonra düğüm çözüldü ve koltuk kurtuldu. Mavi halatı bir kenara atıp kendi halatımızla bağlandık.
Karşı sıramızda guletler yan yana dizildi ve gece onların jeneratör ve müzik sesleri koyu oldukça rahatsız etti.
Pabuç Koyu- Bitez Yalısı
Öğleden sonra rüzgar karşıdan artıp seyir rahatsızlanınca Pabuç Koyu'na girdik. Orak Adası'nın arkası. Su tam bir turkuaz mavi. Balıklar olabildiğince renkli ve net. Burada yemek ve yüzme molası verdikten sonra yola çıkıp 16:00 civarı Bitez Koyu'na demirimizi attık. Az sonra civarda olan Feti Abi'de İksir adlı teknesi ile geldi. Gece karada biraz dolaştık. Her taraf lüks restaurant olmuş.
Turgutreis-Didim
Sabah Bitez'den Feti Abi ile beraber ayrıldık. Kafadan gelen rüzgarla Turgutreis Marinaya ulaştık.Turgutreis Marina’daki işimiz öğleden sonra bitti. Didim’e doğru rota tuttuk. Feti Abi de Didim’e gidiyormuş. O bizim önümüzde. Yolda kuzeybatı dan zaman zaman 20 knotlarda esen rüzgar bazen sert olsa da güzel bir yelken seyri yapmamamızı sağladı. 3 saate Güllük Körfezini aşarak Didim’e ulaştık. Koy sığ. Derinlikler 2 metre civarında. Feti Abi’nin yakınına 2 metreye demirimizi attık. Demir iyi tuttu. Gece yarısına kadar her şey iyiydi. Ancak kuzeydoğuya dönen ve sertleyen rüzgar rahatımızı kaçırdı.
Öğleden sonra telsizden Feti Abi'nin anonsunu duydum. Marinaya geliyormuş.
Akşama doğru Feti Abi ile Kayıtsız' da Özkan Gülkaynak ile uzun uzun sohbet ettik. Ertesi gün de bizi teknemizde ziyaret etti. Aklıma gelen birçok şeyi sorma fırsatı buldum. Konuşkan, paylaşmayı seven, kolay iletişim kurulan birisi. Kitabını sabırsızlıkla bekliyorum.
Hava durumları yarın biraz fırtına etkisinin azalacağını söylüyor. Bakalım kısmetse yarın çıkmayı düşünüyorum.
Samos-Pitagorion
15:30 civarı Pitagorion'a girdik. Liman içinde bir Yeni Zelanda teknesinin yanına bağlandık. Teknedekiler yardımsever ve konuşkan. Teknede uzun uzun sohbet ettik.
Geçen yıl liman dışında kaldığımızda tanıştığımız Alman teknesi Carisma aynı yerde duruyor. Sanki hiç gitmemiş gibi.
Akşam Yeni Zelanda'lılar ile birlikte yemeğe çıktık. İki taraf birbirini anlamaya çalışınca yabancı dilin iyi olup olmaması ikinci planda kalıyor. Saatlerce iki aile sohbet ettik.
Samos-Vathi
Pitagorion'da sabah 7:00 civarı kalktım. Fotoğraf makinamı alıp biraz yürüyüş yaptım. Biz kahvaltı yaparken yeni güne hazırlanan esnafların birinden çok güzel bir Ege müziği duyuluyordu. Her şey çok güzeldi. Az sonra çok üzüleceğimizi nereden bilebilirdik?
Kahvaltıdan sonra Figen'in telefonu çaldı. Arayan Aysel'in kardeşi Arzu'ydu. Bize bir türlü duymak istemediğimiz acı haberi verdi. Aysel'i kaybetmişiz. Çok üzüldük. Küçücük teknemizde hepimiz bir kenara sıkışıp kendimizle kaldık. Bir süre yumruk yemiş gibi oturduk. Biraz kendimizi toparlayınca nedense oradan ayrılmak istedim. Apar topar tekneyi çözüp demirimizi aldık.
Liman içi solugan alıyor. Çok rahat değil. Rüzgar kuzeybatı olduğunda buranın solugan almaması imkansız.Bugün can sıkıntısından hiç bir şey yemediğimizi fark ettik.
Sarpdere Koyu
Sabah 05:40 da kalkıp çay suyunu koydum. Su kaynarken bir
taraftan da tekneyi toparlıyordum. Bu arada Figen kalktı. Çayı demlerken ben demir aldım. Vathi Koyu’ndan Kuşadası Körfezine doğru yönelirken güneş doğdu.
Çay ve sandviçle kahvaltı yaparken kaba dalgada rüzgarsız ilerliyorduk. Rotamız Kırkdilim Koyu. Saçakaltı olduktan sonra Sakız’a devam edeceğiz. Ancak üç saat sonra rüzgar bindirmeye, dalgalar büyümeye başladı. Denizde oluşan koyunlar yavaş yavaş manda ebadına ulaştı ve iki camadanlı anayelkenin desteği ile motorla kuzeybatı yönüne yol alıyorduk. Rüzgar tam kuzeyden 25 knotlara ulaştı ve geçti. Zorlanan otopilot yeke bağlantısı sağlayan metalin vidasını kırdı. Saat 12 gibi Kırkdilim’e kapağı ve demiri attık. Dışarıdaki rüzgarın aynısı içeride de var. Neyse ki dalga yok. Burada 2 saat kadar kaldık. Tekneyi toparladık. Otopilot bağlantısını tamir ettik ve yemek yedik. Sonra demir alıp Nergis Koyu’na geçtik.
Kios
Öğleden sonra hava düşünce yola çıktık. Sakız’a doğru saçakaltı çok kaçak yapıyor. Biraz açıktan güzel bir yelken seyri yaptık. 22 mil yolu çok keyifli bir şekilde alarak akşam saatlerinde Sakız adasının Kios kentine girdik. Burada da fazla tekne yok. Limandaki çift direkli bir Alman teknesinden gelen Bavyeralı tipinde bir denizci koltuk halatlarımızı aldı. Türkçesi çok iyi. Meğer eşi Türk’müş.
Burada Liman Başkanlığı’na uğramadım. Gece biraz turlayıp güzel bir yemek yedik. Boş bir panonun açık olduğunu görünce elektriğe bağlandım. Ne yapayım bu da onlardan olsun.
Midilli
Sabah kahvaltıdan sonra yakıt almak için panoya yapıştırılmış el ilanlarını aradım. İlk aradığım 70 litre mazotu az bulunca gelmedi, ikincisi geldi. Mazotu almak için girişteki kırmızı ışığın yanındaki iskeleye gitmek gerekiyor. Çözülünce bir daha bağlanmadık ve yakıtımızı alıp Midilli’ye rota tuttuk. Yaklaşık 55 mil. İskelemizden kuzeybatı biraz esiyor. Anayelkenimiz açık. Motorla ortalama 6.5 mil yol yapıyoruz.
Liman girişinde polis el kol hareketleri ile bizi çağırdı. Yaklaşıp transit logumuzun olduğunu, girişimizi Samos’tan yaptığımızı söyledik. Okey deyinceler limana kıçtankara olduk. Bu yıl burası da boş, Geçen yıl hayli kalabalık idi.
Cumartesi olduğundan ortalık çok hareketli. Tüm kızlar düğüne gider gibi giyinmiş. Biz de temiz kalan birkaç parça eşyamızdan bir şeyler giyip geçen yıl gittiğimiz sahildeki “fener” lokantasına gittik. Etrafta çok Türk var. Sanırım yeşil pasaporta vizenin kalkmasının etkisi. Yolumuz uzundu. Yorulmuşuz. Erken yattık ama dedim ya bugün cumartesi. Motosiklet sesleri sabaha dek sürdü.
Ayvalık
Kahvaltıdan sonra uzun bir yürüyüş yaptık.Dün arayan Cem blogu takip ettiğini söyleyerek, tarih yazmadığım için bana fırça attı. Tarihleri gün olarak aklımda tutamıyorum ki.. Sadece ayı hatırlıyorum o da Ağustos. Ayları unutmamak lazım, onlar mevsimin hangisi olduğu hakkında fikir verir ama günlerin çok önemi yok.
Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da giriş işlemleri can sıkıcı oldu. Kendi memleketime giriş yapmak için iki saat uğraştım, hala tamamlayamadım. Buraya uzak bir ülkeden gelen yabancı bir teknenin çekeceği eziyeti hayal bile edemiyorum.
Çok dolu, çok zevkli geçen bu yılın gezisi daha bitmeden önümüzdeki yılın hayalini kurmaya başladım.
Bu yıl toplam 550 mil yol yapmışız.
Motor 100 saate yakın çalışmış.
Dilerim önümüzdeki yıllar ve miller çok olur.
ANLAR
"Anlar" yıllardır çok sevdiğim bir şiirdir.
Arjantinli şair Jorge Luis Borges'in.
Bundan 10 yıl önce bu şiir bana daha farklı hissettiriyordu. Doğrusu şairin ruh halini çok önemsemiyordum.Borges'in şiiri yazdığı yaşın yarısını geçmişiz. Şair bu şiiri yazdıktan iki yıl sonra, 87 sinde ölmüş.
İleriki yaşlarımda bu şiirin beni anlatmasını istemiyorum. O nedenle daha çok güneş doğuşu izleyip daha çok seyahat etmeli, baharla birlikte çıplak ayakla dolaşıp, daha çok dondurma yemeliyim.
Buyrun, hep beraber......
ANLAR
Eğer,yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
İkincisinde daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz,sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadıgım kadar,
Çok az şeyi
Ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çokriske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doguşu izler,
Daha çok dağa tırmanır,daha çok nehirde yüzerdim.
Görmedigim bir çok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım .
Yeniden başlayabilseydim eger,yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem. yaşam budur zaten.
Anlar,sadece anlar.Siz de anı yaşayın.
Hiçbir yere yanında su,şemsiye ve paraşüt almadan,
Gitmeyen insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eger ,hiçbir şey taşımazdım.
Eger yeniden başlayabilseydim,
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder,güneşin tadına varır,
Çocuklarla oynardım,bir şansım olsaydı eger.
Ama işte 85'indeyim ve biliyorum...
ÖLÜYORUM....
Arjantin-1985Jorge Luis Borges
1 yorum:
tadında yazılardan çok keyf aldık. daha çok gezin!
ayla & yavuz taşkıran
Yorum Gönder