7 Haziran 2010 Pazartesi

KİEL HAFTASI (KIELER WOCHE)


Almanya'nın kuzeyinde, Baltık kıyısında, yaklaşık 250 bin nüfuslu bir şehir olan Kiel'de, haziran ayının ortalarında dünyanın en büyük denizcilik festivali düzenlenir. Bu dönemde şehirdeki insan popülasyonu yaklaşık 4 milyonu bulur.

İki hafta önceki Berlin gezimizde sevgili Mesut'un başkanı olduğu yelken kulübünde güzel bir gün geçirdik. Sohbet esnasında Mesut ve Önder'den kulüp olarak katılacakları Kiel Haftası ekibine katılmam önerisini reddedilecek gibi değildi. Ben de reddetmedim. Türkiye'ye döner dönmez işlerimi ayarladım ve 16 Haziran'a biletimi aldım.

Yaklaşık 5000 denizci, 2000 tekne, bot ve sörf türü deniz aracı ile 50 civarında ülkenin katıldığı dünyanın en büyük deniz festivalinde geçireceğim 5-6 günü buradan size anlatmaya çalışacağım. Umarım blogumuz biraz renklenir.

Festivalin bu yılki afişi solda.

Zemin deniz mavisi , "W" ler de çok güzel dalga olmuş.

16.Haziran gece yarısı Berlin'e uçtuktan sonra 18 inde Kiel'e çadırlarımızla tezgahı kurmuş olacağız.

Çantayı hazırlamaya başladım. İpone 'a Kiel haritası ve festival programını yükledim. Fotoğraf makinasının pilini şarj ettim ve hafızayı da boşalttım.

Denizcilik açısından ortamın çok hareketli olacağı kesin görünüyor. Aslında yarışmayı çok sevmesem ufak ufak havaya girmeye başladığımı da söyleyebilirim:))

Berlin-Werder

17 Haziran sabaha karsi Almanya saati ile 01:30 da Berlin'de idim. Önder ile once Narr Bar'a ugradik. Orada olan Mesut'u alip eve gectik. Biraz uyuyup dinlendikten sonra Berlin icinde kalıp
sıcakta pismektense Werder'e, Yelken Klübüne gitmeye karar verdik.
Ufak bir alisveristen sonra öglen saatlerinde göldeydik. Bir pirat ve bir "xylon"u (Doğu Almanlardan kalma pirat tipi bir tekne) neta edip açıldık. Yaklasik 3 saat cok zevkli yelken seyrinden sonra aksam gec saatlere kadar mangal keyfi yaptik.
Berlin'e sabahın köründe inince gün cok uzun oldu. Yarin sabah Kiel'e dogru yola koyuluyoruz.



Kiel

Levent’in Mercedesi ile Mesut, Önder ve ben güzel bir yolculuktan sonra öğleden sonra 15:00 civarı Kiel'e ulaştık. Çadırları ve tezgahı kurmamız akşamı buldu. 10 kişiyiz. Derneğin minübüsü ile mangal, fıçı bira aparatları, masa - her şey getirilmiş.

Kaldığımız bölge donanmanın arazisi. Kiel donanması Kieler Woche ye büyük katkı sağlıyor. Ordunun sivil yaşam ile bu kadar güzel iç içe geçmesi çok hoş. Geç saatlere kadar süren muhabbetten sonra gece 12 civarında sızmışız.

Burası kuzeyde kaldığı için hava gece 11 civarında kararıyor. Kararıyor derken alacakaranlık işte…

Sabah kahvaltıdan sonra 10 gibi teknelerimizle antremana çıktık. Bu tekneler Kutter (Bizdeki kotra, okunuşu "Kuta") sınıfı, çift direkli, tamamen denizcilik düşünülerek dizayn edilmiş çok hoş tekneler. Yaklaşık 2 saat kadar yarış sahasında antreman yaptıktan sonra biraz dinlendik.
13:30 civarında yarışımız başladı. Toplam 7 yarış yapacağız. Teknelerde 9 kişi olması gerekiyor biz 11 kişiyiz. O nedenle her yarışta iki kişi dinlenecek. Önder'le benim dinlenme günüm pazartesi. Yarış çok hoş. Her kesimden ve her yaştan insan donanmanın hazırladığı bu teknelerle yarışmanın ve denizciliğin keyfine varıyor. Geçmek geçilmek pek fazla dert edilmiyor. Yarışın bu türü doğrusu beni de çok rahatsız etmedi. Yarış alanımızın dışından geçen envai çeşit müthiş tekneleri seyrederken kaçıncı olduğumuzu pek takip edemedim. İki yarış sonunda yorulmuştuk.
Akşam saatlerinde Önder’le merkeze doğru yürüdük. Nefis bir şehir. 250.000 nüfuslu bu şehir yelkenle yaşıyor desem abartmış olmam. Yarışırken körfez içinde göz menzilinde beşten fazla marina saymıştım. İstanbul’dan daha fazla marinası var. Marinaları dilediğiniz gibi gezebiliyorsunuz.
Motoryat o kadar az ki tekne sayısına oranlarsak yüzde
bir bile değildir. Daha çok klasik ahşap teknelerin olduğu bir marinayı gezdik. Bayıldım… Bu kadar şık tekneyi bir arada görmemiştim. Bizim alıştığımız piyasa markaları o kadar az ki.

Ortalık insan seli. Kalabalığın yüzde doksanı genç. Heryerde açık hava konserleri.(çaldıkları parçalar biraz eski) yaklaşık 2 saat yürüdük ve insan yoğunluğu aynı şekilde devam etti. Adım başı yiyecek ve içki satılıyor. Bu dönemde şehrin nüfusu üç dört milyonu
bulurmuş ya, abartı değil.

Dönüş yolunun yürümeyi gözümüz kesmedi. Taksi ile döndük. Çok yorulduk çoook.

İkinci yarış günümüzde sabah sekizde start aldık. Her grup her gün başka tekne ile yarışıyor. Teknenin dümen palası dahil her şeyi sökük vaziyette. Donatıp hareket ediyoruz. Kutalar kürek-yelken çok güzel tekneler. Denizciliği ve yelkeni geniş kesimlere sevdirmek için çok ideal. İzmit Körfezi o kadar uygun ki. Ama nerdeee. Bizim denizle
alakamız kıyısında yemek yemekten öteye pek geçmiyor.
Bugün iki yarışımız var. Yelkende yarışı çok sevmediğimi söylemiştim ama bu organizasyon düşündüğüm anlamda gergin bir yarış ortamı değil. Herkes son derece neşeli ve hoşgörülü. Ben teknede floktaki görevimden fırsat buldukça fotoğraf çekiyorum. Etrafımızda klasik tekneler cirit atıyor. Öyle güzel poz veriyorlar ki…

Yarış sonrası elimizde havlular ayağımızda şıpıdık terliklerle koca koca rütbeli insanların arasından duşa giderken yüzlerce sivil halk da çoluk çocuk askeri gemileri geziyorlar. Bir an Gölcük Donanma Komutanlığını böyle bir organizasyonla hayalettim. İnsan empati yapmadan duramıyor.

Güzel bir yarış gününden sonra akşam yakınlardaki bir Tayland Restauranına gittik.

Güzel bir yemek ve uzun bir yürüyüşten sonra çadırlarımıza çekildik.

Sabah çok güzel bir güneşle uyandık. Güneşli alanlar sıcacık ama sabah saatlerinde gölge hemen üşütüyor.
Kahvaltıdan sonra Önder’le ekipten ayrıldık.
Bugün boş günümüz. Kiel Körfezinde Baltık Denizine dek yerleşim yerleri arasında küçük gemilerle yolcu taşııması yapılıyor. Saat 11 gibi gemiciğimize atladık. Ortam çok güzel. Yarışan ve gezen bir sürü tekne arasında yolculuğumuz başladı. Mesafeler çok yakın. İki durak arası ortalama
15-20 dakika. Laboe’de indik. Çok güzel bir yer. Tüm sahilde denize
giriliyor.

Oldukça hoş iki saatlik bir gezintiden sonra Laboe’nın karşı kıyısına, Schirksee’ye geçtik. Kıeler Woche’nın önemli etkinliklerinden birinin durağı burası. Birçok laser, katamaran türü olimpik sınıf boat takımları buraya konuşlanmış. Yelken anlamında çok hareketli bir yer. Buradan birkaç parça alışveriş de yaptık.

Dönüş yolu muhteşemdi. Akşam güneşi her şeyi fotoğrafa hazırlamış.
Tekneler ve deniz daha da güzelleşmiş. Gökyüzünde bir zeplin belirdi ve bir süre bizim gemimizi takip etti. Bu arada Kıel’den 20 civarında balon havalandı. Tam bir şenlik, tam bir festival.

Çarşıdaki büfelerde bir şeyler atıştırdık. Etraf o kadar güzel ki. Gece 11 oldu ama hava oldukça açık. Yarım aydan biraz büyük ay var. Işıksız ortamda rahatlıkla kitap okunabilecek kadar aydınlık.

Yolumuz üzerinde her çeşit tekne
var. Her taraf marina. Teknelerin arasında dolaşa dolaşa mekanımıza döndük. Fotoğraf makinem hiç elimden düşmüyor. Burayı bir ara uzun uzun yazmak isterim.

Çadırlarımızdan oluşan küçük köyümüzün en güzel köşesi olan çardağımızda bir şeyler yudumlarken Mesut ile bugünkü yarıştan sözettik. Başlangıçta sıfıra yakın olan rüzgar sonraları 4 şiddete kadar çıkmış.

Bizim yarışlar sona ermiş ve bizim yerimize genç yelkenciler gelmeye başlamışlar. Çadırlarda kızlı erkekli bir sürü öğrenci.İnsanın önce hoşuna gidiyor ama gürültü bitecek ve dayanılacak gibi değil:))

Sabah duş ve güzel bir kahvaltının ardından çadırlarımızı topladık. Ekiple tek tek sarılıp vedalaştıktan sonra anı olarak yandaki fotoğrafı çektirdik. Fotoğrafı çeken gencin önünde 7 adet fotoğraf makinası vardı ve tek tek hepsiyle aynı pozu çekti: ))

Hamburg

Öğlene doğru Hamburg’a doğru yola çıktık. Mesafe 100 km kadar. GPS e Saint Pauli' yi girmiştik. Öğlen saatlerinde Hamburg’ ta idik.
Elbe nehrinin karşısından St.Pauli görülüyordu ama yol bitmişti. Birine yolu sorduğumuzda bize nehri gösterdi. Şaka yapıyor sandık ama GPS de nehri gösteriyordu. Meğer yanımızdaki binadan asansörle 20 metre aşağı inilerek tünelden arabayla veya yaya olarak geçiliyormuş: ))


Biraz dolaşıp bireyler atıştırdıktan sonra küçük bir tekne ile 1 saat süren nehir turu yaptık. Hamburg dünyanın en büyük limalarından birine sahip(sanırım 7.) ve denize kıyısı yok. Tüm ticaret gemileri Elbe nehrinden denize çıkıyor. İlginç nehir tutumuzda

Abromovitz’in son yaptırdığı yatını ve soğuk savaş döneminde New York’a gizlice girip özgürlük anıtının periskopla fotoğrafını çeken Sovyet denizaltısını da gördük.

Hamburg bu gezinin sürprizi oldu. Hiç hesapta yoktu.

Berlin'e ulaştığımızda akşam saatleriydi. Ufak bir alışverişten sonra Narr Bar’da veda biralarımızı yudumlarken Önder’le biraz yaz, biraz deniz sohbeti ile uçak saatine yaklaştık. Çok güzel bir haftaydı. Havaalanına giderken oldukça dolu geçen 6 günü yaşamımın kar hanesine yazdığımı düşünüyordum. Kiel'e imrendim. Yaşadığım İzmit Körfez'i de haritadan bakılınca Kiel kadar güzel ama ne yazık ki güvenle tekne bağlanabilecek hiçbir yeri yok.