2 Ağustos 2009 Pazar

EGE'DE

Geçen yıl satın aldığımız, Notika-Teknik yapımı cybelle 325 model teknemiz ile, Ayvalık civarında yaptığımız geziler ve Ayvalık-İzmit-Ayvalık seferi, ailece tekneye adaptasyonumuzu hızlandırdı. O nedenle, ileri yıllar için hayalini kurduğumuz Yunan Adaları gezimizi bu yaz yapmaya karar verdik.

15-16 Ağustosta başlamayı düşündüğümüz gezinin her aşamasını buradan yayınlamaya çalışacağım. Belki başka gitmek isteyenlere yol gösterir.


Bu gezide teknemiz Doğa'nın mürettebatı ben, Eşim Figen ve Kızım Doğa dan oluşuyor.

Okuduğum kitaplardan ve internet üzerindeki araştırmalardan yola çıkarak hazırlıklara başladık.

Başucu kitabımız Rod Heikell'in Greek Waters Pilot'u. Orta derece ingilizcemiz ile zor da olsa seyir güzergahımız hakkında bilgi edinmeye çalışıyoruz.


Bu arada Yunanca konuşma klavuzu da edindik. İnsan en azından yabancı topraklarda onların dili ile merhaba (Ya su ) demeyi bilmeli.

Artık randevu sistemine geçen İstanbul'daki Yunan Konsolosluğundan vizelerimizi almak kolay oldu. Konsolosluktaki görevli ile tekne ve denizcilik hakkında sohbet ederken 1 aylık vize talebimizi "deniz bu ne olur ne olmaz" diyerek 2 ay olarak onayladı.

Google Earth den uğranılması muhtemel yerler itinayla inceleniyor.

Türkiye'den çıkış yaptıktan sonra Yunanistan sularında önce bir giriş limanından giriş işlemlerini yaptırmanız gerekiyor. Transit Log alındıktan sonra istediğiniz koy ve limanlara gidebilirsiniz.

Biz Ayvalık'tan çıkış yaptıktan sonra yaklaşık 18 mil mesafedeki Mitilini şehrinden Midilli adasına giriş yapmayı, ondan sonra da Sporades adaları olarak adlandırılan bölgeden devamla rüzgarın ve denizin uygunluğu ölçüsünde güneye inmeyi planlıyoruz.


İsteğimiz mümkün olduğunca büyük şehirlerden uzakta küçük köy ve kasabalarda vakit geçirmek.

Ayvalık'a dönüşü ise bizim sulardan yapmayı düşünüyoruz.

Teknemiz Doğa 32 feet boyunda son derece denizci bir tekne. Geçen yıllarda Hakan Öge'nin dünyayı dolaştığı teknesi Mardek'in eşi. Bir aile için son derece ideal ve yeterli.

Donanımımız iyi. Irgatımız 1000 Watt. Yedek demirimiz, bol miktarda halatımız, yedek malzeme ve ekipmanımız var. Mazot depomuz 100 litre. Her zaman 25 litrelik yedek bidonum dolu vaziyette. Su depomuz 200 litre kapasite ile bu tip seyirler için oldukça yeterli. Arka kamarayı bu tip durumlarda depo olarak da kullanbiliriz. Bu teknenin çok büyük bir portucu var. Havuzluğu da emsali teknelere göre oldukça rahat. Ayrıca yeke dümen kullandığımız içinde havuzluk sıkışık değil.

Yanda muhtemel rotamız görülebilir. Muhtemel çünkü bu rota her an değişebilir. Hava durumu, öngörülmeyen aksaklıklar ya da iyi giden koşullar, en önemlisi de paşa gönlümüz rotayı her an değiştirebilir. Belki bir küçük köy çok hoşumuza gider 1 haftamızı orada geçiririz. Belki de mümkün olduğunca çok yer görelim düşüncesi ile daha da güneye ineriz. Ege'de toplam 1400 ada olduğu düşünülürse rota değişikliği için en az 1400 neden var diyebiliriz.

1 3 ağustos gecesi Ayvalık Marinaya intikal ettik. Tekne hazırlıkları, muhabbet, ziyaretçilerle ufak sohbet ve geziler derken 16 ağustosu bekliyoruz. Havuzluktaki portuçta bulundurmak için bir yangın söndürücü daha almıştım. Eksik olarak listelediğim gres yağı, bazı krom parçalar, boş cd gibi malzemeleri tekneye yerleştirdim. Çıkış için gerekli harçları yatırdım. Ziyarete gelen Serkan'larla ufak bir seyir yaptık. Denize girdik.Gittiğimiz koyda ilk gurcataya kadar tırmanıp güneş enerjisi ile çalışan bir feneri de yerine taktım.
Gece küçük bir Ayvalık gezintisinden sonra ertesi gün çıkış işlemlerine başladık.

Çıkış işlemleri için Marina yardımcı oluyor. Kişi başı 15 TL lik çıkış harcımız yattıktan sonra Liman Polisi çıkış damgamızı bastı. Bu arada Ayvalık Liman Başkanlığı da evrak kontrolünden sonra çıkışı onaylıyor.

Bu arada teknedeki eksiklerimizi tamamlamaya çalışıyoruz. Bugün teknede bilgisayar kullanmamızı kolaylaştıracak 12 volt ile çalışan bir voltaj çeviriciyi denedim ama pek randıman alamadım. Buna biraz canım sıkıldı. Çünkü her yerde 220 bulmak mümkün olmayacak. Bu arada mesaj yazan herkese çok teşekkür ederim.

Bilgisayar için yeni bir voltaj çevirici aldıktan sonra sorun çözüldü:)))

16.08.2009 günü akşamdan başlayan hava devam ediyor. Yaklaşık 20 knot rüzgar var. Marina içinde çarmıkların gürültüünden etki 30 knot'a çıkıyor. Hazırlıklarımızı yapıyoruz. Biraz sakinlediğinde yola çıkacağız.

Saat tam 12:30 da marina sakinlerinin bakislari arasinda ciktik. Marina sakinleri bakmakta hakliydi cunku tek cikan tekne bizdik. Ciplak adaya kadar fena degildi. Camadanli cenova ile ortalama 6 konot ile ciplak adayi gectik. Sonrasinda abartisiz 2,5-3 metrelik yandan gelen dalgalar ile 1 saat seyrederek Midilli limanina ulastik. Umarim Figen bu firtinadan sonra vazgecmez:))

Midilli

Tam 15:30 da Midilli limanda polisin gosterdigi yere baglandik. Giris islemleri cok kolay oldu. Gorevliler kibar ve yardimci. Ucumuz icin toplam 30 Euro giriste 15 euro da liman baskanliginda odedik. Sonrasinda Limana girip sehre kictankara baglandik. Burasi cok guzel .Ilk gece biraz yuruyus, Yunan birasi derken 11:00 gibi uyuduk. Ertesi sabah 7:00 de kalkip uzun bir yuruyusten sonra yakinlardaki bir plajda denize girdik. Biraz hediyelik alisveris, biraz siesta derken aksami ettik.

Benim teknede bilgisayar kullanmak icin aldigim voltaj cevirici yine bozuk cikti. Bu satirlari yakindaki bir internet kafede yaziyorum.

Yarin buradan ayrilip Midillinin guneyinde bir koyda kalmayi planliyoruz.

Sonrasinda belki Plomarion oradan da Sakiz veya Psara ya gececegiz.

Mitilini sakin ve insanlari mutlu bir sehir. Ara sokaklari cok guzel. "Yeni Cami"ye pek bakmamislar. Cok ucuz sayilmaz. Denizciler icin ucuz oldugunu soyleyebilirim.

Kimse bizden daha baglanma parasi sormadi. Ayrilirken Liman Baskanligina bir ugrarim.

Mitilinide gece hareketli. Limanin kiyisinda guzel balik lokantalari var. Ucumuz guzel bir masa secip oturduk. Menude grek salata, cesitli otlar, ahtapot izgara iki sardalya ve bir tavuk izgara vardi. Ayiptir soylemesi uzolari da unutmamak lazim. Hesap son derece uygun 46 Euro.

Sabah Liman baskanligindan cikisi aldik. Iki gunluk konaklamaya 10 euro para odedik.


12 civari anonsumuzu yapip limandan ciktik. Yaklasik 3 saatlik yolda Mersini ve Tarti koylari var. neredeyse yolun tamamini yelkenle geldik. Once Mersiniye ugradik. Fakat cok ruzgarli. Tarti koyunda iki tekne daha var. Orada biz de ucuncu olduk.

Tarti Koyu

Hava kararana dek hersey cok guzeldi. Bol bol yuzduk. Nefis guzel suyu var. Fakat hava kararinca daglardan inen civarnalar tekneyi acaip rahatsiz etmeye basladi. Koltuk halati ve demirimiz son derece gergin. Tabi ki ben de gerginim.

Sabaha dek adeta nobet tuttum. Fakat iyi tutan demirim ne demek oldugunu bu gece anladim. Ruzgar tekneyi titretse de demir milim yerinden kipirdamadi. Kayaya takildigini dusundum ama alirken de cok kolay geldi.

Sabah 06:45 de koltugu cozup demiri aldik. Doga uyurken yola ciktik. Yaklasik 5-6 millik mesafede Plomarion. Yelkene devam. Simdiye dek pek mazot yakmadik.

Plomarion

Biraz keyfe keder yelken gelince 8:00 gibi limana girdik. Burasi kucuk bir tatil kasabasi. Ruzgar dogudan liman da doguya bakinca icerisi rahatsiz. Cok sallaniyoruz. Biraz guc baglandik. Liman baskanliginda girisimizi yaptik.Capraz halatlari da atıp guzel bir kahvaltidan sonra dolasmaya ciktik. Burada bol miktarda taverna var. Hepsinin onunde ahtapotlar asili. Ogle saatlerinde ortalik sakin. Insanlar kahjvelerde sivi tuketmekle mesgul.

Polimari cok guzel bir kasaba. Gecesi kucuk meyhaneleri, kocaman cinarli bir meydani ile hayalini kurdugumuz kasabalari andiriyor. Cinaraltinda ufacik bir masada yedigimiz aksam yemegi hem lezzet hem atmosfer olarak gercekten cok guzeldi.

Yemek sonrasi tekneye geldigimizde ruzgarin, dolayisi ile liman icindeki dalgalarin arttigimi, komsu teknemiz Hiedelbergli denizcilerin teknemizin kicinin iskeleye vurmamasi icin araya usturmaca koydugunu gorduk. Uzunyol denizcileri gercekten cok iyi ve yardimsever.

Sabah burada sallanmaktansa yolda sallanalim diyerek tekneyi toparladik. Sakiza dogru oglen saatlerinde yola ciktik.

SAKIZ( KIOS)

Marmaro

Baslangicta sert deniz bizi biraz yipratti. Fakat yaklasik 1 saat sonra nefis bir ruzgar(Kolayina) orsa seyri ile bizi Marmaro onune dek getirdi. Marmaro Sakiz adasinin kuzeyinde nefis bir koy icinde guzel bir denizci kasabasi. Limanda luks birkac motoryattan baska tek yelkenli biziz. Gorevli cok sevimli bir genc. Bir gece kalacaksaniz para odemenize gerek yok diyerek bize islem yapmadan belgelerimizi geri verdi.

Limanin bir ucunda kocasini bekleyen gozu yasli bir denizci esi heykeli, diger ucunda da yandaki denizci heykeli var. Cok kucuk ve sirin bir kasaba. Gece yedigimiz yemek, sohbet hersey cok guzeldi. Insanlari sicak. Herkesle "kalimari"leserek dolasiyoruz. Buraya baska zaman gelip uzun kalmali.

Bu arada zaman zaman teknedeki eksik aksak islerle de ugrasiyoruz. Malum teknede isbitmiyor.

Bir ara bozulan voltaj cevirici ile ugrastim. Ama isinan bir parcasi var. Ben de fazla zorlamadim. Her isi de yapacak degiliz. Zaten hepsini yarim yarim yapiyoruz:))

Burada elektrik ve suya da para vermedik. Depolari fulleyip ertesi gun oglen saatlerinde Oiunesee adasina (Telefuzu cok zor. Sanirim yanlis yazdim. Turkce haritalarda Koyun Adasi olarak geciyor.) dogru yola ciktik.



Oinoussa Adası

Ruzgarsiz ama kaba dalgali iki saatlik bir motor seyri ile Adaya ulastik. Burasi Sakiz adasinin dogusunda, yerlisi disarida yasayan zenginlerden olusan, bol motoryatli bir liman. "Benim yerim" itirazlari arasinda bir yere baglandik. Yabancilik cekmiyoruz. Yarim yamalak ingilizcem ile yer kavgasini da kazandim:))

Burasi Marmaro kadar guzel degil. Fakat kucuk ve kolay bir kasaba. O nedenle burada iki gun kalmayi planliyoruz.

Burada da liman gorevlisi sasilacak kadar yardimci ve sevimli. Su ana dek ne bir asik surat ne de olumsuz bir davranisla karsilasmadik.

Sunu da belirtmeden gecemiyecegim. Teknemiz Turk bayrakli ve bayrak biraz da buyuk sanirim. Bu gune dek dort Turk teknesi ile karsilastik. Birinde ufacik bir bayrak asiliyken digerleri Amerikan Bayrakli idi. Neyse anlatmak istedigim mutlaka Turk Bayragi tasinmasi gerekliligi degil. Bircok kisinin dusundugu gibi Turk Bayragina karsi olumsuz bir yaklasimla da karsilasmadik.

Burada cok guzel balikci tekneleri var. Hem de cogu pancar motorlu. Sabah bazen onlarin pat pat sesleri ile uyaniyorum. Bu sesi oldum olasi sevmisimdir.

Teknemizin 150 metre kadar yaninda guzel bir yuzme parkuru olusturmuslar. Bazen gidip orada yuzuyoruz.

Kaldigimiz yerlerin cogunda deniz hemen tekneniz yanindan girilebilecek kadar temiz. Genellikle de giriyoruz.

Her sey yolunda. Sadece ruzgar biraz fazla. Yola ciktigimizdan buyana 20 knotun altina pek dusmedi.

Burada iki gunden fazla kalinmaz. 23. Agustos gunu yola cikma hazirliklari yaparken yakinimizdaki bir Fransiz teknesi harita konusunda yardim istedi. Rotalari bizimkine uyuyor. Biraz lafladik. Samos taraflarina gideceklermis. Onlardan yaklasik 1 saat sonra 12 civari biz de yola ciktik. Cikarken buyuk motoryatlardan biri zincirimizin ustune demir atmis. Kurtarmak biraz zaman aldi.

Feti abi mesaj atmis. Umarim denizde degilsinizdir hava sert diyor. Mesaji aldigimda yolu yarilamistim.

Yine bol kopuklu bir denizdeyiz. Khios'a yaklasik 2 saatlik yolumuz var. Ruzgar tam kuzeyden' pupamizdan esiyor. Bazen apaza donuyor. Camadanli yelkenler ile 6 konot civarinda yok yapiyoruz. Ekip alisti artik. Kimsede gerginlik yok. Tekne kosar adim giderken gelen telefonlara cevap veriyorum. Ayvalik'tan birkac arkadas ariyor. Hava cok kotu ne yapiyorsunuz diyorlar. Ayvalik Marinada ruzgar iki kat hissediliyor.


Khios

Yaklasik 14:00 civari Khios Limanina girdik. Amerikan Bayrakli bir Turk guletinin yardimi ile oldukca ruzgarli limanda rihtima aborda olduk. Khios hareketli ve buyuk bir sehir. En az bir gun buradayiz.


Lımanın ıçı çok ruzgar alıyor. Gece bordolamış olmamıza ragmen cok sallandık. Kahveleri bizimkine benziyor. Orta kahvenin ayarı da aynı gibi.

Gece havuzlukta otururken gelen geçenden sohbet etmek isteyenler oluyor. Figenin bayrak konusundaki tespitine hak vermemek elde değil. Bayrağımız yabancı olsaydı Türk olduğumuzu anlamaları kolay olmazdı. Dolayısı ile bizimle çok hoş sohbet eden, bir şekilde Türkiye ile bağlantılı birçok Yunanlının sıcak yakınlığından mahrum kalırdık.

Özellikle Marmaro'da havuzlukta otururken çocukları ile gelen ve tek kelime ingilizce bilmeyen kadının içtenliği ve samimi yakınlığından mahrum kalmak istemezdim doğrusu.

Burada uzun kalmak istemiyoruz. Market alışverişimizi yaptık. Sularımızı doldurduk.

Hava yine çok sert. Hava durumları birbiri ile çelişkili raporlar veriyor. Ama görünen rüzgar en az 20 knot.

Khios çok büyük feribotların sık sık geldiği bir yer. Herbiri neredeyse bir şehir kadar.

Limanın sonunda bulunan feribot giriş yerleri bizim otogarlara benziyor.

Bir hareket bir hareket belli değil.
Koca koca gemiler gece de gelmeye devam ediyor. Gece ışıkları da yandığı için daha renkli ve hareketli gözüküyorlar.
Liman boyu komple cafe-bar gece gürültü eksik değil.

Bu arada Yunanistan'da çokfazla motosiklet kullanıldığını da unutmamalı. Büyük şehirlerde gürültü neredeyse gece 3 lere kadar sürüyor.
Sabah çıkış hazırlıklarına başladık. Hava yine sert ama liman içi çok kötü. 12:00 civarı çıktık.

Komi


15:00 civarı Komi Koyuna geldik. Burası Sakız Adasının en güneyinde bir koy.Kıyıda yazlık evler var. Geliş sert oldu ama koy korunaklı. Burada denize girip biraz dinlenmek niyetindeyken iki gün kaldık. Hava Samos'a inmek için sert. İkinci günün sonunda sıkıldık. Bir yere gitmek lazım.
26.08.2009 günü sabah 7:00 de yola çıktık.Niyet Çeşme'nin altına sığınarak Samos'a inmek. Ama ne mümkün. Bir saatlik seyirden sonra hava çok sertledi. Şimdi bu yazıyı okuyan iyi denizciler o da sert hava mı diyebilir ma benim için sertti. Zira rüzgar o bölgede 35-40 knot arasında esiyordu. Rotayı en yakın sığınak Alaçatı'ya çevirdim. Dar apaz, orsa seyirle Alaçatı'ya ulaştım ama iki kez havuzluğa dalga kırıldı.

Alaçatı


10 civarı körfeze 11 de de pantona girdik. Bu seyir yetişkin iki üç yelkenci için zevkli olabilirdi ama eşim ve kızım ile benim için gerilimli idi. Teknenin tepkileri gayet iyiydi ancak tek başıma yelken küçültmek kolay değildi. Bizden bir saat sonra bağlanan bir tekneden rüzgarı teyid ettim. 35 Knot.
Tekneyi toparlayıp sıcak bir duş sonrası kendimize geldikten sonra akşam üzeri Alaçatı'yı gezdik. Alaçatı çok güzel bir yer. O kadar özgün mekanın biraraya geldiği başka hiçbir yer görmemiştim. Sanki bütün Alaçatı'yı bir dekoratöre verip oluşturmuşlar. Detaylar bu kadar mı hoş olur. Bir kapı zili, isimlik, posta kutusu, çiçekler ve çiçekler.

Aslında ben biraz bugünkü fırtınadan sözetmek istiyorum. Rüzgar göstergem arızalı olduğu için seyir esansında rüzgarı ölçemiyordum ama benden sonra bağlanan tekneden teyid edip yaşadıklarımı kıyaslayınca 35 knot civarında seyrettiğim hatta fazlasının da olabileceği anlaşıldı. Çünkü seyir esnasında dalgaların ucu kopuyor ve koptuktan sonra rüzgarın etkisi ile yön değiştirip savruluyordu. Bu belirtiler bofor çizelgesinde 8 havaya denk gelebilecek belirtiler. Orsaya yakın seyrettiğimiz için dalgalardan kopan parçalar genelde benim üzerime doğru yön değiştiriyordu. Havuzluğa kırılan iki dalgayı da hesaba kattığımızda ıslanmadık yerim kalmamıştı.
Teknenin dalgayı karşılayışı bende yeterince güven oluşturduğu için herhangi bir korku hissetmiyordum. Figen'e de herşeyin normal olduğunu, hiçbir sorun olmadığını söyledim. O bana sadece şunu söyledi. "Tekne batmazsa sorun yok " Bunun çok zor olduğunu anlatınca rahatladığını hissettim. Teoriyi iyi bilip inanmak çok önemli. Bir de doğaya saygı duymak, denizi ciddiye almak şart. Yelken de dağcılık gibi. Artislikle yapılabilecek bir iş değil.

Sabah Figen'in arada sırada ağrıyan dişini çektirmeye karar verdik. Yol boyunca sık olmasa da rahatsızlık veren diş kırılmış ve daha fazla sıkıntı vermeye başlamıştı. İhtiyaç listesini cebimize koyup öğleden sonra Alaçatı'ya geçtik. Taksiciden aldığımız adresle gidip ilk iş olrak diş operasyonunu gerçekleştirdik.


Doğanın isteği üzerine Alaçatı'nın güzel sokaklarının bir kez daha gezip limonatalarımızı içtikten sonra kumanyaları tamamlayıp tekneye geldik. Niyetimiz sabah 6:00 gibi yola çıkmak.

SAMOS

Sabah 6:30 gibi yola ciktik. Niyetimiz Doganbey burnu civarindan , sacakaltindan inmekti ama havayi guzel yakalayinca direk rota tuttuk. Yaklasik 8-9 saatlik bir motor seyri ile Samos'un guneyine Pitegorion'a vardik. Liman kalabalik. Giriste uzun yol tekneleri demirlemis. Biz de oraya demirleyelim dedik. Ama demir cup suya. Meger somunu yerinden cikmis. Hemen panigi atlatip yedek demiri attim. Doga basta ekip olarak (komsular dahil) aramaya basladik. Neyse ki demire samandira baglamisim. Alman komsum samandirayi buldu ve demiri kurtardik.

Acaip bir operasyon yaptik. Demiri oldukca saglam bir sekilde tekrar attik.

Botla limana gectik. Biraz yuruyusten sonra tarnsit logu liman baskanliginda islettik. Yemekten sonra tekneye donduk.

Sabah biraz keyif yapmisiz. Kalkisimiz 8:00 i gecti. Yapacak is cok.


Bot bir yerinden su aliyordu. Once onu onardik. Sonra yolda deneme yaparken zorladigim otopilotu tamire sira geldi,. Bunu onarmak zorundayim yoksa tum yolda dumen tutariz. Korkarak actik. Biraz ugrasinca sikintisini anladik. Piston en dibe zorlaninca takilmis. Neyse calistirdik.

Tekne Pisagor heykelinin onunde demirli. Heykelin arkasi bize onu sehre bakiyor. Burasi Pisagor'un sehri.

Figen ile sonraki rotayi gps 'e isledik. Bu bolge Dodacanes olarak geciyor. Patmos' Kalimnos ve Kos a kadar inme niyetindeyiz. Hava izin verirse.

Blogu izleyip yazi yazma zahmeyine katlanan herkese cok tesekkur ederim.

Bu arada fotograflari cep telefonu ile cekip flas bellege aktariyorum. Sonra da internet kafede flastan aktarip siteye koyuyorum. Cok iyi fotograflar olmuyor ama artik kusura bakmayin.




AGOTNOISI


Pitegorion' dan sabah 7:00 de yola ciktik. Ruzgarsiz havada birkac saatlik motor seyri ile Agotnoisi adasina ulastik. Burada kucuk bir koy var. Koyda tek tekne bizdik. Feribot iskelesi var. Sirin bir yer ama burada kalmayi dusunmuyoruz. Yolda otopilot yine su koyverdigi icin bunu tamir etmeye calisacagim. Tabi once kahvalti.

Bu sefer otopilotun isini kolay hallettim. Jakinda sorun varmis. Biraz yuzup dinlendikten sonra 14:00 civari tekrar yola koyulduk.
Leros'a gidiyoruz. Yola cikar cikmaz sancaktan gelen yaklasik 15 knot ruzgara apaz trimimizi yapip keyf yapmaya basladik. Nefis bir seyir oldu. Otopilot calisiyor ama zevkle saatlerce dumen tuttum. Yeke uzatmasini alip teknenin sancak kic omuzluguna kurulunca keyften kendimden gecmisim. Aksama dogru Leros adasina ulastik.

LEROS

Rotamiz uzerindeki ilk koy olan Xerakambos'a girdik. Burasi da kucuk sirin bir yerlesim. Koyda yaklasik 10 tekne var. Bir turk gulet vardi aksam ayrildi. Herbiri baska bayrakli tekneler samandiralara bagli. Biz de bir samandiraya baglandik.

Yanimiza ispanyollarin charter yaptigi bir tekne geldi. Biraz gurultu yapiyorlar ama hava kararirken onlar da sustu. Kiyida uzaktan bir kopek havliyor. Sahildeki restaurantin duvarinin dibinde iki balikci aglarini onariyor. Sagdaki resmi buyuturseniz ay da gorulecek. Cok huzurlu cok guzel.

Sabah bu guzel koyda denize girdikten sonra 9:00 gibi kahvaltimizi yapip yola koyulduk. Ruzgar yok ama dalgali bir seyir oldu.

KALIMNOS

Oglen saatlerinde Kalimnos'a girdik. Liman kalabalik. Gozumuze bir katamaranin yanini kestirdik. Limana dusen ruzgari manevrada bordodan aldigimiz icin katamaranin yanina tornistan girmek kolay olmadi. Yardim eden katamaran ahalisi de Turk cikti. Tekne charter teknesi.

Tekneyi toparlarken liman gorevlisi geldi. Hogeldiniz dedikten sonra transit logu isletmek icin hemen yanimizdaki Liman Baskanligina davet etti. Islerimizi 10 dakikada hallettikten sonra sehri gezmeye ciktik. Karnimizi doyurmak icin oturdugumuz restaurantin garsonu ile iyi muhabbet dondu. Telefonunda kanuncu Halil Karaduman'in bir parcasi kayitli. Bize dinletti. Kalimnos sungerci sehri. Rihtimda guzel heykeller var. Liman girisinde de gelen tekneleri bir deniz kizi heykeli karsiliyor.

Bu arada. Yolda soyle guzel bir fotograf verecek balik tutmaya malesef muvaffak olamadik. Ancak Xerakambos koyunda bir tavalik sarpa tutup afiyetle yedik.

Pserimos

Kalimnos'tan sabah 7:30 gibi demir aldik. Yanimizdaki Ingiliz teknesinden cikmis bize iyi yolculuklar diliyordu. Aksam baya siki muhabbet etmistik.

Kalimnos'un cikisi cok fazla ruzgar aliyor. Ama bu sefer ruzgar cikistan sonra da dinmedi. Ruzgarla beraber dalagalar da yandan yandan buyumeye baslayinca seyir iyice tatsizlasti. 1.5 saat sonra yolumuz uzerindeki Pserimos'a girdik. Burasi da kucuk bir koyden ibaret bir ada. Korunakli limaninda demirde iki saat kadar bekledik. Kahvaltimizi yaptik. Koya tur tekneleri gelmeye baslayinca biz de demir aldik, Kos yaklasik 1 saat mesafede.

KOS (Istankoy)

Kos Bodrum' a cok yakin bir ada oldugu icin cok sayida Turk teknesi var.

Bos bir yeri gozumuze kestirdik. Yanina girmeye calistigimiz teknenin sahibi hararetle yardimci olmaya calisinca adami tanidim. Oisuneusse da karsilasmistik. Bana marketi sormuslardi. Burada tekrar karsilastik. Biraz sohbet ettik. Hollandalilar. Emekli kari koca 3 yildir tekneleri ile geziyorlarmis. Bundan sonraki duraklari Marmaris.

Limanin hemen sirtinda Osmanlilardan kalma kale harabeleri var. Ucunda da cami ve hamam . Guzel bir sehir. Diger yanimizdaki tene de ABD bayrakli Turk teknesi. Onunla da uzun uzun sohbet ettik. Sagolsun biz actirmadan elektrigini bize verdi.

Kisa surede organize olup yakitimizi aldik. Yakitin litresi 1 Euro civari. Su ana dek yaklasik 80-90 litre mazot harcamisiz.

Aksam uzeri sehri gezmeye ciktik. Tabi once internete ugrayip Doga'nin pet society ve benim hava durumu ile blog isini hallediyoruz:)))

Yarin buyuk olasilikla cikis yapip Bodrum'a geceriz. Bodrum Kos'a yaklasik 5 mil. Belki burada bir gun daha kaliriz. Kimbilir. Emekli olsak da bu hesaplari hic yapmadan sıkılana kadar kalsak ne guzel olurdu.

Turgutreis

Kos'ta cıkıs ışlemlerı 1 saat surmedı. Yine aynı şekılde giriştekı gibi pasaport polisi, Lıman Başkanlıgı ve Gümrüğü ziyaret ettik.

Tam kafadan gelen rüzgar ve en az 2.5 metrelik dalgalara karşı baş vura vura 1.5 saatlık yolculukla Turgutreis D Marin'e ulaştık. Giriş hemen marinanın yanında yapılabiliyor. Marina görevlileri sağolsunlar bize yolgösterip bağlanmamıza yardımcı oldu.

Giriş işlemlerimiz 2 saati geçti. Eeee Türk olmak kolay değil:))

İşimiz biter bitmez motoru çalıştırıp yaklaşık 4 mil mesafedeki Gümüşlük'e hareket ettik.

Gümüşlük

Koydan dikkatli bir şekilde içeri girdik. İçeride 10 dan fazla tekne var. Rüzgar kuzeyden sert estiği için dikkatli bir şekilde emin olarak demirimizi 10 metreye attık. 50 metre kadar kaloma verdikten sonra bir süre teknelerin salınımlarını izledim. Emin olunca önce Doğa sonra ben denize girdik.

Biraz yüzüp yemek yedikten sonra botla kıyıya çıktık. Burası önceki yıllarda çok geldiğimiz ve çok sevdiğimiz bir yer. Hala aynı güzellikte.

Nedense Gümüşlük tekneyle gelmeyi en çok istediğim yerlerden biriydi. O nedenle ayrı bir keyif alıyorum.

Gece ay dolunaya yakın doğdu. Uzun bir havuzluk keyfinden sonra Gümüşlüğün kendine has sessizliği ile uyku bastırdı.

Sabah 6:30 da uyandım. Bir süre havuzlukta dışarısını seyrettikten sonra botla karaya cıktım. Eskiden de çok severek yaptığım gibi ilk gelen poğaçalardan alıp Belediye çay bahçesinde çayımı içtim.

Tavşan adası, çay bahçeleri ve yemek derken Gümüşlük dinlencemiz yarın sona erecek.Sabah erkenden yola çıkmak istiyoruz.

Kırkdilim Koyu

Gümüşlük'ten düşündüğümüz gibi sabah erken ayrıldık. Yol uzun süre çok sakin geçti. Dilek Boğazına yaklaştığımız sıralarda karşıdan gelen bir sahil güvenlik botu yanımızda durdu. Ne olduğunu anlamaya çalışırken içeriden çıkan genç görevli iskele baş omuzluktaki bir usturmaçamızın sarktığını söyleyerek iyi yolculuklar diledi. Bu dikkat ve uyarma ihtiyacı çok hoşumuza giti.

Dilek Boğazını geçerken Midilli'de tanıştığımız Amerikalı çiftin tekneleri ile karşılaştık. Islık ve hararetli el sallamalarla yola devam ettik.

Boğazı geçip sancakta Kuşadası Körfezini bırakınca rüzgar sertlemeye dalgalar büyümeye başladı. Siğacık Körfezinin güney ucu olan rotamızı biraz daha kuzeye çevirince dalgalar biraz kafadan gelmeye başladı ama yolumuz uzadı.

Gps den ve Sadun Boro'nun pilot kitabından bakıp Kırkdilim Koyunda gecelemeye karar verdik. Koya 1 saat kala güneş nefis bir şekilde batarken pupamızdan da dolunay doğdu. Koya 21:00 den sonra girdik. Birkaç yabancı teknenin arasına demirledik. Nefis bir ılık esinti vardı. Çok güzel uyumuşuz.

Foça

Gece yatarken niyetimizsabah erken yola çıkmaktı ama sabah denizi görünce hemen vazgeçip çay suyunu koyduk. Deniz gördüğüm en berrak hali ile 5-6 metre derinlikte herşeyi o kadar net gösteriyordu ki, zincirin baklarını bile saymak mümkündü. Tekne adeta havada durduğu için denize balıklama atlamaya yükseklik korkunuz varsa cesaret etmeniz biraz zor. Yaklaşık bir saat hepimiz sudaydık. Kahvaltıdan sonra 9:00 gibi hareket ettik.

Yol çok sakindi. Karaburun'u dönüp Foça'ya yönelince arkadan rüzgar ve dalga yapmaya başladı. Güneş batarken Foça Limanına girdik. Teknelerin arasında bir yere bağlandık. Sonra görevliyi bulup geldiğimizi, söyledik. O da bize 35 TL konaklama faturası kesti:))) Üstelik elektrik ve su hariç. Üstelik yerimizin sahibi gelirse başka yere geçmek zorundayız. Eğer elektrik ve su istiyorsak sabah Belediye'ye müracaat etmemiz gerekiyormuş. Peki o zaman biz neden 35 TL ödedik? Böyle şirin, adı Foktan gelen bir yerde neden hiç yabancı tekne olmadığı da böylece anlaşılmış oluyor. Böyle kıyaslamaları pek sevmesem de sıcağı sıcağına yazmak istiyorum. Yunanistan'ın limanlarında ortalama 5-6 Euro para ödedik ve elektrik suya da genelde para ödemedik.

Ayvalık

Bu sabah 7:00 de yolculuğumuzun son etabı için demir aldık. Kahvaltıyı yine yolda yaptık. Çandarlı Körfezini geçmeye başlayınca sis bastırdı. Bir ara görüş 50 metreye indi. Sis düdüğü çalarak ilerledik. 1 saat kadar sonra sis dağılınca yolculuk normal seyrine döndü.

Çıplak ada girişinde başlayan rüzgar bir süre bize orsa seyri yaptırdıktan sonra tam kafadan gelmeye başlayınca yelkenleri topladık. Saat 15:30 gibi Ayvalık Marinaya girdik.

20 gün önce başlayan gezimiz böylece sonlandı.

Yaklaşık 500 mil yol yapmış ve 10 ada gezmişiz. Gerçekleşen rotamız aşağıda görülebilir.

Yolun dörtte birinden belki biraz fazlası yelkenle yapılmıştır. Daha çok yelken seyri olmamasının nedeni bölgenin çok fırtınalı olması ve dönüşün hep kafadan gelen kuzey rüzgarlarına rastlamasıdır.

Keşke vakit sınırı , işe dönüş baskısı olmasa da ; uygun hava gelene kadar bir yerde kalıp uygun havayı yakalayınca, keyfe keder seyre çıkabilsek.

Umarım ileride o da olur.


12 yorum:

tilki dedi ki...

Hadi pruvanız neta,rüzgarınız kolayınıza olsun.Bu güzel seyahatiniz 'genç'denizcilere kılavuz olacak eminim.Bol bol yazı ve fotograf bekliyoruz.Sevgiler.

Nilüfer Özdemir dedi ki...

denizde yaşanabilecek tüm sorun ve aksaklıklarla, girilen limanların özelliklerini ayrıntılarıyla yazarsan ardından gelecek biz denizci adaylarına da yardım etmiş, dualarımızı almış olursun:)))
pruvanız neta olsun...

zalamba dedi ki...

rüzgarınız bol olsun ya da deponuz full olsun .. ruhunuz ngin olsun, keyiniz daim olsun.. süper bi tatil olsun

Adsız dedi ki...

bütün iyi dilekler yazılmış bana helal olsun demek kalmış ;)
Cetin..

Adsız dedi ki...

,,Hedefini bilen teknenin yelkenleri rüzgarla dolar!''

VIRA VIRA!!!

Hakan, Figen ve Doga'ya,
Lamper ailesine çok selam,
Yolunuz açık, rüzgarınız bol, yol arkadaşlarınız yunuslar ve martılar olsun! Ege'nin maviliklerini bizim için de icinize cekin, yüreginize doldurun!

Dönüsünüzü İstanbul'da kutlamak istiyoruz!

sevgiler

Baykul Ailesi
Yalcin-Sükran-Bigem-Ozgur Efe

tilki dedi ki...

Geçmiş olsun ilk yurtdışı tecrübesi,ilk fırtına ,güzel fotolar,güzel anılar,bu yaşananlar zehirler insanı.Birde tüm zor şartlara ragmen site takipçilerini habersiz bırakmadıgın için özellikle eyvallah.bu sefer sevgiden öte SAYGILAR.

hcemaytac dedi ki...

sonunda muvaffak oldum üyeliğe..tilki sağolsuun.bundan soraa adımlarına dikkat et izliyoruuuum

zalamba dedi ki...

yahu çok heyecanlı valla yattığım yerden sanki o yolculukta varmışım gibi hissettim ..

sevgiyle

aysel = zalamba

ssbb dedi ki...

Ne güzel bayrağımızı oralarda göstermişsiniz. (Darısı Rahmi Koç'un başına!)
Kazasız belasız iyi yolculuklar diliyorum.

Adsız dedi ki...

Motor ve tekneden sonra bir gün uçakla yapacağın geziyi sabırsızlıkla bekliyor olacağım. Yolunuz açık olsun...
Sevgiler.
Ayhan

tilki dedi ki...

Sevgili Hakan bu tip tekne seyahatlerinde alışıldık üzere teknenin kaptanı havuzlukta elinde iri bir balıkla fotoğraf çektirir'bu da kısmetiz'der kaptan aynı zamanda.Bizde niye yok böyle bir foto!Bu foto teknenin ruhsatı gibidir olmazsa olmaz.Bir dorado ,mahi mahi demiyoruz bir sardalya yavrusuylada olsa bekliyoruz artık.Genç takipçiler rahatsız!

Önder dedi ki...

Merhabalar sevgili Hakan, Figen ve Doga. Her seyin yolunda olduguna sevindim. Güzel ve degerli tecrübelerle yuvaya dönüse basladiniz sanirim. Berlin den "Doga" ekibine ve Ege ye selamlar, Güzel, keyifli seyirler.
Önder