13 Şubat 2009 Cuma

KREUZBERG


Avrupa'da en çok Türk Almanya'da,

Almanya'da Berlin'de,

Berlin'de de Kreuzberg de yaşar.

Kreuzberg Avrupanın en renkli mahallelerinden biridir.

Çocukluk arkadaşım Önder'de yaklaşık 20 yıldır Kreuzberg de yaşamaktadır.

İşten güçten bunaldıkça Önder'in evine yanda görüldüğü gibi postu serer, Kreuzberg'de boş boş gezerim:)

2.Dünya Savaşı sonrasında doğunun içinde duvarla çevrili olarak kalan Berlin, soğuk savaş döneminde yaşayanlarına askerlikten muafiyet, vergi kolaylıkları gibi avantajlar sağladığından birçok sanatçının, marjinalin yerleştiği bir şehir olmuştur.

Berlin ve Kreuzberg sadece Türklerin değil, Yunanlıların, Çingenelerin, punkların da en çok yaşadığı yerdir.

Bu nedenle çok renkli çok eğlencelidir.

Metroda sakallı bir hacı amcamız ile, dimdik saçları kırmızıya boyalı bir punku yan yana görmek çok olasıdır.

1989 dan sonra Berlin Duvarının açılması sayesinde doğu ile batı birleşince Keruzberg daha da güzelleşti.

Doğudan gelen en güzel şey ise artık genellikle dekoratif amaçla kullanılan trabant arabalar oldu.

Yıllarca süren doğuyu batıya entegrasyon çalışmaları nedeni ile , uzun süre kule vinçlerle dolu şantiye sahaları verdikleri rahatsızlık için özür dilediler:)


Berlin mükemmel işleyen bir metro sistemine sahip.

Genellikle bilet kontrolü yapılmıyor. Bedava seyahat eden çok. Yakalanırsan da 80-100 Euro civarı cezası var.

Ben genellikle haftalık bilet alıyorum. Daha ekonomik oluyor.

Okuma yazma bildikten sonra metro ile dilediğiniz yere çok kolaylıkla gidebilirsiniz.

Her vagonda ve her istasyonda çok net belirlenmiş bir metro planı var. Hatlar da ayrı renk ve numaralarla ayrılmış.

Ayrıca duraklar ilgi çekici reklam panoları ile dolu.

Kreuzberg'in merkez durağı Kotbusser Tor. Türkler kısaca Koti diyor.

Merkezde 24 saat hayat var. Dönercisi, işkembecisi, ne ararsan var.

Merkezdeki yanda resmi görülen apartman Kreuzberg deki en sevmediğim bina.
Çok hantal ve sevimsiz.

Dikkat edilirse almanca Kreuzbeng Merkezi yazıyor. Binanın arkasında da aynı şey Türkçe yazılı.

Civarda çok sayıda telefon dükkanı var. Yaşayan yabancı çok olduğu için hepsi de iyi iş yapıyor.

Çok sayıda Türk esnaf da bu bölgede dükkan işletiyor. Hatta küçük bir pazar bile kuruluyor.

Kreuzberg'in en önemli caddelerinden biri Oranien Str. Bu civarda bol miktarda bar, kafe mevcut. Oldukça özgün bir çizgi oturtmuş bol sayıda mekan var.


Bisiklet en çok kulanılan ulaşım aracı denebilir.

Yandaki fotoğraftan bisikletin ne şekilde kulanılabileceği konusunda bir fikir edinmek mümkün:)

Bisiklet yollları herzaman boş bırakılıyor. Araçlar parkederken bisiklet yollarını kapatmamaya özen gösteriyor.

Berlin'de içinde kaybolabileceğiniz çok sayıda ormanımsı park var.

Buralarda bisiklet ile dolaşmak çok zevkli.

Arada bir Önder ile uzun bisiklet gezileri yapıyoruz. Yandaki kare de o gezilerden birinde çekildi. Önder'in kıyafetine bakılırsa mevsim ilkbahar:)

Malum Berlin oldukça kuzeyde. Yaz sezonu iki ayı geçmiyor. Onun dışında da genelde kapalı gri bir hava hakim.ira akşam

Kışın günler çok kısa. Akşam 4 gibi hava kararmış oluyor.

O nedenle genelde çok erken kalkmaya çalışıyorum.

Kışları genelde göller donuyor. Yandaki fotoğrafta görüldüğü gibi göller kayak pistine dönüyor.

Yediden yetmişe birçok insanı paten kayarken görmek mümkün.

Berlin baharlarda çok güzel. Sokaklar yemyeşil ağaçlar ve ıhlamur kokuları ile insanın başını döndürüyor.

Güzel havalarda Kreuzberg de kanal kenarlarında açık havada bira içmenin tadına doymak mümkün değil.

Sadece oturup gelen geçeni izleseniz haftalarca canınız sıkılmaz.

Kış ne kadar kasvetli ve sıkıcıysa bahar ve yaz da o derece keyifli ve eğlencelidir.

Kuzey Avrupalı için kısa süren yaz günlerinin saniyesi bile değerlidir.

Berlin İkinci Dünya Savaşının etkisini dünyada en çok hissetmiş şehirlerin başındadır.

En soldaki kare Doğuya geçiş kapılarından birirnin yakınında o dönemde kaçak geçiş yaparken vurulanların anısına yapılmış bir düzenleme.

Yanındaki kare ise Amerikalılar tarafından kontrol edilen geçiş noktası Chackpoint Charlie nin bugünkü halini yansıtıyor.


Kreuzberg'de yürüken bazen parke taşlardan birinin yerinde yandaki gibi bir plaket olduğunu görürüsünüz.

Nazi Almanyası döneminde evlerinden götürülen ve geri dönmeyen Yahudilerin anısına götürüldükleri evlerin önüne isim tarih yazılı birer plaket, parke taşlardan boş olanın yerini dolduruyor.


Sağdaki fotoğrafta gözüken Berlin Duvarı ise bir dönem doğu-batı ayrımının kapitalizm-sosyalizm ayrımının sembolü iken soğuk savaş döneminin sona ernmesi ile turistik bir obje halini aldı.

Duvarın dibinde çevirdiği arsada karalahana yetiştirirken arsanın tapusunu eline geçiren Kreuzberg li Osman Kalın ise başlı başına ayrı bir hikaye. Eminim yaşamı bir gün bir filme konu olur.

Daha önce de belirttiğim gibi, Berlin'de şehrin içinde kendinizi kaybedebileceğiniz çok sayıda park var. Buralarda akşama kadar şehir ile hiçbir alakanız olmadan dolaşabilirsiniz.

Buralarda çok sayıda hayvan "güven" içinde yaşar.

Masanızda oturmuş birşeyler yerken minik bir serçeyi tabağınızın kenarında kırıntıları eşelerken görebilirsiniz.

Şehrin biraz dışına çıkınca son derece güzel ormanlar ve yol boyunda hoşça vakit geçirebileceğiniz kafeler karşınıza çıkar.

Motosikletçilerin rağbet ettiği böyle bir cafe yanda görülüyor.

Bu fotoğrafın çekildiği gün orada belki de yüzden fazla motosiklet vardı.

Biraz Beyoğlu biraz Nişantaşı, Berlin'de ne ararsanız bulmak mümkün. Kreuzberg Berlin'in Beyoğlusu. Kreuzber de Beyoğlu'nun neredeyse tüm dokularını bulmak mümkün. Neredeyse diyorum çünkü Mardinli midyecinin tezgahından midye dolma yemek, dünyanın en nefis kokoreçi eşliğinde bira içmek sanırım sadece Beyoğlu'na mahsustur.


















Hiç yorum yok: