26 Ocak 2009 Pazartesi

Trenle Suriye



2006 sonbaharı için arkadaşım Serkan ile birlikte hazırladığımız Suriye gezisinin ön araştırmasını İnternetten yaptık. İstanbul'daki Suriye Konsolosluğundan bir günde vizelerimizi aldıktan sonra Haydarpaşa'dan kalkan Toros ekspresine eklenen Suriye vagonundan yataklı biletlerimizi aldık. Haydarpaşa'dan Şam'a 90 TL:))
23 Kasım sabahı 10:30 da trene İzmit'ten bindik.
Restaurant olmadığını öğrenince biraz bozulduk. Ama yandaki fotoğrafta görülen Suriyeli kondüktör Umran bize restaurantı aratmadı.

Vagonda orta yaşın üzerinde Suriyeli bir adam, Iraklı bir aile, İngiliz bir çift ve biz varız. Temel fıkrası gibi:)

Iraklı ailenin yaşamı savaşın yol açtığı bir dram. Bağdat'tan İstanbul'a gelen aile buradan Şam'a gidiyor.



Umran yandaki kompartımanı da içerden açarak birleştirince geniş bir kompartımanımız oldu.

Eskişehir'de biraz yiyecek takviyesi yaptık. Yolculuk iyi gidiyor. Pek sıkılmıyoruz. Yanımıza okuyacak birşeyler de almıştık.

Gece 12 civarında yattık.



Sabah uyandığımızda tren Toroslar'da kıvrıla kıvrıla ilerliyordu.

Erken saatlerde manzara çok güzeldi. Osmaniye, Fevzipaşa derken Türkiye'deki son durağımız Islahiye'ye vardık.

Vagonumuz burada çeşitli aktarmalarla uğraşırken biz de çıkış işlenmleri ile uğraştık. Çıkış harcını yatırmak için biraz uğraştık.

İstasyonlarda fotoğraflanacak çok şey var.

Ben fırsat buldukça kadraja güzel bir kare yerleştirmeye çalışıyorum.

Öğlen sonrasında Suriye topraklarına girdik. Suriye'deki ilk istasyon Meydan Ekbez. Burada gümrük ve pasaport kontrollerimiz yapıldı.

Yol boyunca her taraf zeytinlik.

Suriye zeytin üretiminde dünyada önemli bir yere sahip. Bu bölge coğrafi olarak çok güzel.

Zeytin hasadına yardım eden çocukların istisnasız hepsi trene el sallıyor.

Saat 16:00 civarında Halep'e yaklaşıyoruz. Halep'in girişi kilometrelerce varoş. Burada yaşayan çocuklar için trene taş atmak bir eğlence.

Halep'te aktarma yapacağız. Şam'a gidecek tren gece 12 de hareket edecek. Halep'i gezmek için vaktimiz var. Umran'ın da yardımı ile aktarma ve emanet işini halledip bira
z da dolar bozdurduktan sonra bir taksiye atlayıp kendimizi Halep'e teslim ediyoruz.

Suriye çok ucuz. Taksi ile uzun mesafeler ortalama 1 dolar civarı. Bir taksici bizden para almadı.

Arabistanlı Lawrence, Agatha Christie ile birlikte Atatürk'ün de kaldığı Baron Otel'i gezdikten sonra Halep Kalesi'ne geçtik.

Kalenin etrafı oldukça hareketli. Hava ılık. Çay bahçeleri dolu.

İstasyona yakın bir restaurantta güzel bir sofra kurduk. Kebaplı humuslu ve araklı bir sofra. Arak Suriye'de üretilen rakının adı. Tadı bizimkiler kadar iyi değil. Mükellef soframıza ödediğimiz para yaklaşık 18 dolar.
Trenimiz 12:30 da Şam'a hareket etti. Yorgunluktan hemen uyuduk. Gece birkaç kez uyandığımda etrafın uçsuz bucaksız çöl görünümündeydi.

Sabah Şam'a vardık. Bir taksi ile otellerin yoğun olduğu bölgeye gittik. El yordamıyla bulduğumuz Al Majed otelinde gecelik kişi başı 10 dolarlık odamıza yerleştik.


Harita elimizde kendimizi sokaklar attığımızda henüz sabah 9:00 du. Vahdettin'in mezarının olduğu Süleymaniye Camiini bulmamız zor olmadı. Burada çok sayıda Türk turist vardı.

Çok çeşitli ve lezzetli pidelerin yapıldığı küçük fırınlardan birinde kahvaltımızı yaptık.

Süleymaniye'nin arkası Şam askeri müzesi. Burada Rus uzay gemisi Sputnik' in dünyaya dönüşte kullanılan kapsülü de sergileniyor.

Meyve suyu büfeleri çok yaygın. Ucuza taze sıkılmış meyve sularından bol bol tüketiyoruz.

Yürüyerek Hamidiye İstasyonuna geçtik. osmanlı İmparatorluğu zamanında yapılmış bu istasyon şimdi müze.


Giriş kütüphane şeklinde düzenlenmiş.

Vitraylardan sızan ışık çok hoş görüntüler oluşturuyor.

Burada birkaç saat kitapları karıştırdıktan sonra Şam'ın meşhur kapalıçarşısı Hamidiye Çarşı'sına gitmeye karar verdik.

Çarşı haritaya göre yürüme mesafesinde. İşimiz zaten gezmek.

Kapalıçarşı insanda 100 yıl öncesinde yaşadığı izlenimi uyandırıyor. Son derece mistik bir yer.

Dükkanlar çok etkileyici. Kaplumbağa kabuğundan minare gölgesine dek her şey satılıyor:)

Oldukça geniş ve yüksek bir çarşı. Buradan bol miktarda hediyelik tespih aldık. Çok ilginç mekanlar var. Burası günlerce gezilebilir.

Çarşının bir kapısı Emevi Camiine çıkıyor. Cami son derece turistik bir mekan.

Her mezhepten insanın kendi mezhebine uygun namaz kıldığı, kadınların da aynı katta erkeklerin arkasında ayrılmıl bir bölümde namaz kıldığı camide ezan değişik bir şekilde okunuyor.

Yandaki fotoğrafta görülen cami avlusunda ayakkabı ile gezmek yasak. Avluya girerken yakkabıları çıkarttık.

Her yerde olduğu gibi burada da Japon turist bol miktarda:)
Cami Suriyeliler için aynı zamanda sosyal bir mekan. Avluda uzun süre vakit geçiren çok insan var.

İsanın mesih olarak geleceğine inanılan beyaz minare de burada. (Üstteki fotoğraf)

Caminin yakınında Nafura denen bölgeye geçtik.

Kahvelerde meselcilerin anlatılarında kulandıkları yüksek tabure ilginç.


Suriye'de kahvehaneler çok güzel. Nargile çok yaygın. Kadınlar da neredeyse erkekler kadar çok nargile içiyorlar.

Sokaklarda kadın sayısı az değil. Çok kapalı giyinmiş olanları olduğu gibi son derece modern görünümlü ve rahat giyimli kadınlara da rastlanıyor.

Suriye'de görebildiğimiz kadarı ile değişik din ve mezhepten insanlar bir arada rahat yaşıyorlar. Örneğin Bab Tuma denen bölge daha çok Hıristiyanların yaşadığı bir mahalle.

Dar sokaklar çok güzel. Serkan dayanamayıp çocuklarla futbol maçına girişti:))

Bab Tuma 'da dolaşırken yorulduk. Bir meyvesuyu büfesinin önünde otururken yanımıza iki genç geldi.

Gençler Hataylı. Şam'a okumaya gelmişler. Biraz beraber dolaştık.
Kaldıkları eve gittik. Ev mekan olarak çok güzel. Kocaman bir avlusu var. Genelde öğrenciler kalıyor.

Şam'da üniversite okuyan Avrupalı gençler de var.

Gece otelin civarında dolaştık. Yakındaki başka bir otelde birkaç bira içtik.

Ertesi sabah yine 8:30 da kendimizi sokağa attık. Nazım adında Türkmen bir ayakkabı boyacısı ile tanıştık.

Biraz hoşbeşten sonra kahvaltı için yakınlarda bir mahalleye yürüdük.

Burası çok güzel. Yandaki fırından sıcacık ekmeklerimizi alıp güzel bir çay ocağında kahvaltımızı yaptık.
Etrafta küçük mistik oteller var. Gecelik ortalama 7-8 dolar. Bu otellerde kalan çok sayıda yabancı genç var. Birdaha geldiğimde kesin burada kalacağım.
Nazım'ın da yardımı ile bir taksi kiraladık. Yaklaşık 50 km uzaklaki Maolula ya gideceğiz.

Maolula dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri. İsa'nın dili olan aramicenin hala konuşulduğu ve hıristiyanlarla müslümanların bir arada yaşadığı bir yer.

Kilisede rehberin okuduğu aramic dilindeki dua etkileyici idi.

Burası çok turistik.
Gezerken iki Türk öğrenci ile karşılaşıp uzun uzun sohbet ettik.

Şamdan Maolula ya gidiş-geliş beklemeleri de dahil olarak taksiye ödediğimiz para yaklaşık 16 dolara denk geliyor.

Akşama doğru döndük. Hamidiye çarşısı civarında taksiden indik.
Çarşı etrafını biraz daha gezdik. Yarın dönüş yoluna düşeceğimiz için son hediyeliklerimizi de aldık.

Suriye'de dükkanlar ç
ok güzel. Özellikle berber dükkanlarını çok beğendim.

Otele geldiğimizde hava daha kararmamıştı. Kısa bir süre dinlendikten sonra bir taksiye atlayarak Kasyon tepesine çıktık. Burası Şam'ı yukarıdan gören bir tepe. Çay bahçeleri mesire yerleri var.


Burada uzun süre Şam'ın panoromik görüntüsünü izledik. Hava kararıp şehrin tüm ışıkları yandığında Şam'ın lüks semti Mezze'ye geldik.
Güzel bir tatlıcıda tatlılarımızı da yedikten sonra otel civarına döndük. Çok geç olmadan yattık. Sabah kaktığımızda otogardan bir otobüse atlayıp Halep yoluna düştük. Halep'e varırı varmaz bizi kapan bir taksicinin arabası ile sınıra kadar geldik.

Unutamayacağımız bir gezinin son metrelerini
yürürken iki Singapurlu genç de sırt çantaları ile Suriye'ye giriş yapıyorlardı.

Hudut taksi olarak bilinen taksilerden birine binerek mutlu bir şekilde Gaziantep yoluna düştüğümüzde yaklaşık 5 gün süren bu gezinin bize maliyetinin 500 TL civarında komik bir rakam olduğunu düşünüyordum:)
























1 yorum:

missdoctor dedi ki...

merhaba... çok güzel bir paylaşımdı, tşk ederim suriye meraklısı tüm blog'cular ve ziyaretçiler adına..

ilk olarak burayı bir ziyaretçi gözüyle okudum.. ve daha sonra bende artık bir blog'cu olmalıyım diyiverdim...

çok fazla gezme imkanım olmuyor.. henüz 18im :) ama artık ömür yeni başlıyor..

çok güzel bir geziydi, size özenmeliyim değilmi?
iyi günler